Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi.
Zariyat 51:25اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَاماًۜ قَالَ سَلَامٌۚ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ • İz dehalu aleyhi fe kalu selama, kale selam, kavmun munkerun. • Meal: Onun yanına geldiklerinde, "Selam." dediler. "Selam, tanınmayan topluluk." dedi. • Kelime kelime: إِذْ iz bir zaman · دَخَلُوا۟ dehalu girmişlerdi · عَلَيْهِ aleyhi onun yanına · فَقَالُوا۟ fe kalu ve demişlerdi · سَلَـٰمًۭا ۖ selamen selam · قَالَ kale dedi ki · سَلَـٰمٌۭ selamun selam · قَوْمٌۭ kavmun bir topluluk(sunuz) · مُّنكَرُونَ munkerune tanınmamış • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • سلم (slm) kökü: barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • نكر (nkr) kökü: Hoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamak • Zariyat suresi 60 ayettir; bu 25. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).