Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enam Suresi 101. Ayet Meali

Gökleri ve yeri yaratan Bedi odur. Eşi benzeri olmayanın nasıl olur da çocuğu olabilir? O, Her Şeyi Yaratan'dır. Ve Her Şeyi Hakkıyla Bilen'dir.

Enam 6:101 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Gökleri ve yeri yaratan Bedi odur.
Enam 6:101
بَد۪يعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَنّٰى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌۜ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ • Bedius semavati vel ard, enna yekunu lehu veledun ve lem tekun lehu sahıbeh, ve halaka kulle şey', ve huve bikulli şey'in alim. • Meal: Gökleri ve yeri yaratan Bedi[1] odur. Eşi benzeri olmayanın[2] nasıl olur da çocuğu olabilir? O, Her Şeyi Yaratan'dır. Ve Her Şeyi Hakkıyla Bilen'dir. • Dipnot 1: El-Bedi: Yoktan var eden. Bir örnek olmaksızın eşsiz ve benzersiz yaratan. Mükemmel sanatkar. • Dipnot 2: Hiçbir şeye muhtaç olmayanın. • Kelime kelime: بَدِيعُ bediu yoktan var edendir · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati gökleri · وَٱلْأَرْضِ ۖ vel'erdi ve yeri · أَنَّىٰ enna nasıl? · يَكُونُ yekunu olabilir · لَهُۥ lehu O'nun · وَلَدٌۭ veledun çocuğu · وَلَمْ velem · تَكُن tekun yoktur · لَّهُۥ lehu kendisinin · صَـٰحِبَةٌۭ ۖ sahibetun bir eşi · وَخَلَقَ ve haleka ve O yaratmıştır · كُلَّ kulle her · شَىْءٍۢ ۖ şey'in şeyi · وَهُوَ ve huve ve O · بِكُلِّ bikulli her · شَىْءٍ şey'in şeyi · عَلِيمٌۭ alimun bilendir • بدع (bdE) kökü: Yaratıcı, yenilik, yeni, icat etmek. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • اني (Any) kökü: Zamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • صحب (SHb) kökü: eşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi… • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Enam suresi 165 ayettir; bu 101. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).