Akıl Kuran (akilkuran.com)

Talak Suresi 4. Ayet Meali

Kadınlarınızdan adet görmekten umudunu kesenler hakkında kuşku duyarsanız, o zaman onların iddetleri üç aydır. Ve adet görmeyenlerin de. Hamile kadınların bekleme süresi ise doğum yapıncaya kadardır. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah ona işinde kolaylık sağlar.

Talak 65:4 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kadınlarınızdan adet görmekten umudunu kesenler hakkında kuşku duyarsanız, o zaman onların iddetleri üç aydır.
Talak 65:4
وَالّٰٓئ۪ يَـئِسْنَ مِنَ الْمَح۪يضِ مِنْ نِسَٓائِكُمْ اِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلٰثَةُ اَشْهُرٍۙ وَالّٰٓئ۪ لَمْ يَحِضْنَۜ وَاُو۬لَاتُ الْاَحْمَالِ اَجَلُهُنَّ اَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۜ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ اَمْرِه۪ يُسْراً • Vellai yeisne minel mahidı min nisaikum inirtebtum fe iddetuhunne selasetu eşhurin vellai lem yahıdn, ve ulatul ahmali eceluhunne en yada'ne hamlehunn, ve men yettekıllahe yec'al lehu min emrihi yusra. • Meal: Kadınlarınızdan adet görmekten umudunu kesenler hakkında[1] kuşku duyarsanız, o zaman onların iddetleri[2] üç aydır. Ve adet görmeyenlerin de. Hamile kadınların bekleme süresi ise doğum yapıncaya kadardır. Kim Allah için takva sahibi olursa, Allah ona işinde kolaylık sağlar. • Dipnot 1: Kimi çevirilerde, "adet görmeyenler" ifadesine, "henüz" kelimesi de ilave edilerek; "henüz adet görmeyenler," yani "Yaşları itibarıyla çocuk oldukları için adet görmeyenler." şeklinde yanlış anlam verilmektedir. Oysaki "adet görmeyenler" ifadesinin çocuk yaşta olmakla bir ilgisi yoktur. Adet görmeyenler ile kast edilen şey biyolojik sorunlar nedeniyle "ay hali" olamamaktır. Zira kimi kadınlar ya hiç ay hali olamamakta ya da düzensiz (uzun aralıklarla) olmakta veya belli bir yaştan sonra ay halinden kesilmektedirler. Zaten ayette kullanılan olumsuzluk edatı "henüz" anlamındaki "lemma" edatı değil, "kesin olumsuzluk" bildiren edat olan "lem" olumsuzluk edatıdır. Buna göre doğru anlam, "ay hali olamayanlar"dır. Bu ayetten hareketle küçük yaşta kız çocuğu ile evlenilmeyi uygun görme ahlaksızlığı Allah'a iftira atmaktır. • Dipnot 2: Bekleme süreleri. • Kelime kelime: وَٱلَّـٰٓـِٔى vellai ve onlar · يَئِسْنَ yeisne kesilenler · مِنَ mine -ten · ٱلْمَحِيضِ l-mehidi adet- · مِن min -dan · نِّسَآئِكُمْ nisaikum kadınlarınız- · إِنِ ini eğer · ٱرْتَبْتُمْ rtebtum şüphe ederseniz · فَعِدَّتُهُنَّ feiddetuhunne onların bekleme süresi · ثَلَـٰثَةُ selasetu üç · أَشْهُرٍۢ eşhurin aydır · وَٱلَّـٰٓـِٔى vellai ve olanlar da · لَمْ lem · يَحِضْنَ ۚ yehidne adet görmeyenler · وَأُو۟لَـٰتُ ve ulatu ve olanların · ٱلْأَحْمَالِ l-ehmali gebe · أَجَلُهُنَّ eceluhunne süresi · أَن en · يَضَعْنَ yedea'ne doğumlarına kadardır · حَمْلَهُنَّ ۚ hamlehunne yüklerini · وَمَن ve men ve kim · يَتَّقِ yetteki korkarsa · ٱللَّهَ llahe Allah'tan · يَجْعَل yec'al yaratır · لَّهُۥ lehu ona · مِنْ min · أَمْرِهِۦ emrihi işinde · يُسْرًۭا yusran bir kolaylık • ياس (yAs) kökü: Umutsuzluğa düşmek, çaresiz olmak, umudunu yitirmek, bilmek, tanımak, farkına varmak. Bu kelime, umudu kesmek anlamına gelen qanata (Qaf-Nun-Tay) kelimesinin eş anlamlısıdır. • حيض (HyD) kökü: Adet görmek, regl olmak; Kanı rahminden akmak, regl olma yaşına gelmek, bir şeyin akmasını sağlamak. • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • ريب (ryb) kökü: belirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmek • عدد (Edd) kökü: Saymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden… • ثلث (vlv) kökü: Üçe bölünmek veya sayıca üç olmak, bir şeyin üçte biri, üçte bir, üçer üçer, herhangi bir sayının üçte biri. • شهر ($hr) kökü: Dikkat çekici/tanınır/belirgin/kamusal/kötü şöhretli yapmak (iyi veya kötü anlamda), bir aylığına kiralamak/sözleşme yapmak, bir ay kalmak, bir aylık, ay, yeni ay, dolunay, yazarını utandıran kötü bir şey, kusur/hata… • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • حمل (Hml) kökü: Taşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi… • اجل (Ajl) kökü: Belirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesi • وضع (wDE) kökü: Bir şeyi bir yere koymak veya yerleştirmek, elinden bırakmak veya atmak, Ra-Fa-Ayn'ın zıttı, bir şeyi aşağı koymak, ortaya çıkarmak, atamak, yüklemek/hafifletmek, devretmek, vazgeçmek, derecesini/rütbesini/durumunu… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • يسر (ysr) kökü: Yumuşak/uysal/yönetilebilir/kolay/itaatkar/liberal olmak, miktar olarak azalmak/değersiz olmak, soldan gelmek, parçalara/bölümlere ayırmak, kolaylaştırmak/pürüzsüzleştirmek, uyarlamak/uyum sağlamak, kumar oklarıyla… • Talak suresi 12 ayettir; bu 4. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).