Akıl Kuran (akilkuran.com)

Mülk Suresi 22. Ayet Meali

O halde, yüzüstü sürünerek giden mi, yoksa dosdoğru yolda düzgün yürüyen mi hedefine varır?

Mülk 67:22 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. O halde, yüzüstü sürünerek giden mi, yoksa dosdoğru yolda düzgün yürüyen mi hedefine varır?
Mülk 67:22
اَفَمَنْ يَمْش۪ي مُكِباًّ عَلٰى وَجْهِه۪ٓ اَهْدٰٓى اَمَّنْ يَمْش۪ي سَوِياًّ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ • E fe men yemşi mukibben ala vechihi ehda emmen yemşi seviyyen ala sıratın mustekim. • Meal: O halde, yüzüstü sürünerek giden mi, yoksa dosdoğru yolda düzgün yürüyen mi hedefine varır? • Kelime kelime: أَفَمَن efemen kimse mi? · يَمْشِى yemşi yürüyen · مُكِبًّا mukibben kapanarak · عَلَىٰ ala · وَجْهِهِۦٓ vechihi yüzüstü · أَهْدَىٰٓ ehda doğru gider · أَمَّن emmen yoksa kimse mi? · يَمْشِى yemşi yürüyen · سَوِيًّا seviyyen düzgün · عَلَىٰ ala üzerinde · صِرَٰطٍۢ siratin yol · مُّسْتَقِيمٍۢ mustekimin dosdoğru • مشي (m$y) kökü: Yürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmak • كبب (kbb) kökü: Ters çevirmek, devirmek, yüzüstü yere atmak, yüzü aşağı bakar şekilde atmak, birini yere sermek, başını yere doğru eğmek, düşmek, bir şeyi tersine çevirmek, kesmek veya yaralamak, bir şey yapmaya koyulmak, bir şeye… • وجه (wjh) kökü: Yüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı. • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • صرط (SrT) kökü: Düz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • Mülk suresi 30 ayettir; bu 22. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).