Firavun halkının meleleri: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür." dediler.
Araf 7:109قَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَل۪يمٌۙ • Kalel meleu min kavmi fir'avne inne haza le sahırun alim. • Meal: Firavun halkının meleleri: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür." dediler. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi(ler) ki · ٱلْمَلَأُ l-meleu ileri gelenler · مِن min -nden · قَوْمِ kavmi kavmi- · فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn · إِنَّ inne muhakkak · هَـٰذَا haza bu · لَسَـٰحِرٌ lesahirun bir büyücüdür · عَلِيمٌۭ alimun çok bilgili • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ملا (mlA) kökü: Doldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • سحر (sHr) kökü: Büyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vakti • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Araf suresi 206 ayettir; bu 109. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).