"Görmüyor musunuz Allah'ın yedi göğü nasıl tabakalar halinde yarattığını?"
Nuh 71:15اَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللّٰهُ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقاًۙ • E lem terev keyfe halakallahu seb'a semavatin tıbaka. • Meal: "Görmüyor musunuz[1] Allah'ın yedi göğü nasıl tabakalar halinde[2] yarattığını?" • Dipnot 1: Görmek ile kast edilen şey: Anlamak, idrak etmek, bilmek, gerçeği kavramak, ayırdına varmak ve dikkate almaktır. • Dipnot 2: Birbiriyle uyumlu. • Kelime kelime: أَلَمْ elem · تَرَوْا۟ terav görmediniz mi? · كَيْفَ keyfe nasıl · خَلَقَ haleka yarattı · ٱللَّهُ llahu Allah · سَبْعَ seb'a yedi · سَمَـٰوَٰتٍۢ semavatin göğü · طِبَاقًۭا tibakan tabaka tabaka • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • كيف (kyf) kökü: Nasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne halde • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • سبع (sbE) kökü: Yedi, yırtıcı hayvan, aslan, vahşi hayvan, parçalamak, vahşice saldırmak • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • طبق (Tbq) kökü: Örtmek/kaplamak, bir şeyi başka bir şeyle eşleştirmek/uydurmak/uymak, doğru vurmak/tutturmak, alışmak/alışkanlık edinmek, başka bir şeyin tüm kapsamını kapak gibi örten eşit ölçüdeki herhangi bir şey, uyumlar… • Nuh suresi 28 ayettir; bu 15. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).