Eğer onlar, antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün öncüleri ile savaşın. Çünkü onların yeminleri yok hükmündedir. Umulur ki yaptıklarından vazgeçerler.
Tevbe 9:12وَاِنْ نَكَثُٓوا اَيْمَانَهُمْ مِنْ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ فَقَاتِلُٓوا اَئِمَّةَ الْكُفْرِۙ اِنَّهُمْ لَٓا اَيْمَانَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنْتَهُونَ • Ve in nekesu eymanehum min ba'di ahdihim ve ta'anu fi dinikum fe katilu eimmetel kufri innehum la eymane lehum leallehum yentehun. • Meal: Eğer onlar, antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa[1], küfrün öncüleri ile savaşın. Çünkü onların yeminleri yok hükmündedir. Umulur ki yaptıklarından vazgeçerler. • Dipnot 1: Düşmanlığa devam edip, verdikleri söze ihanet ederlerse. • Kelime kelime: وَإِن ve in ve eğer · نَّكَثُوٓا۟ nekesu bozarlarsa · أَيْمَـٰنَهُم eymanehum andlarını · مِّنۢ min · بَعْدِ bea'di sonra · عَهْدِهِمْ ahdihim andlaşma yaptıktan · وَطَعَنُوا۟ ve taanu ve dil uzatırlarsa · فِى fi · دِينِكُمْ dinikum dininize · فَقَـٰتِلُوٓا۟ fekatilu savaşın · أَئِمَّةَ eimmete önderleriyle · ٱلْكُفْرِ ۙ l-kufri küfrün · إِنَّهُمْ innehum çünkü · لَآ la yoktur · أَيْمَـٰنَ eymane andları · لَهُمْ lehum onların · لَعَلَّهُمْ leallehum belki · يَنتَهُونَ yentehune vazgeçerler • نكث (nkv) kökü: söz vermek (vaadi) bozmak, (antlaşmayı) ihlal etmek, (ipi) çözmek, sökmek, iplik iplik olmak. • يمن (ymn) kökü: Sağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli. • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • عهد (Ehd) kökü: Yükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik. • طعن (TEn) kökü: Saldırmak, karalamak/gözden düşürmek, birisi hakkında kötü konuşmak, kötülemek, saldırmak, hakaret etmek, alay etmek, delmek, mızraklamak, yaralamak, iftira atmak • دين (dyn) kökü: İtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin… • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • نهي (nhy) kökü: Engellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).