Akıl Kuran (akilkuran.com)

Tevbe Suresi 127. Ayet Meali

Bir sure indirildiği zaman: "Sizi gören var mı?" diye birbirlerine bakar, sonra da dönüp giderler. Allah, onların kalplerini çevirmiştir. Çünkü onlar, düşünmeyen bir halktır.

Tevbe 9:127 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bir sure indirildiği zaman: "Sizi gören var mı?" diye birbirlerine bakar, sonra da dönüp giderler.
Tevbe 9:127
وَاِذَا مَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ نَظَرَ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍۜ هَلْ يَرٰيكُمْ مِنْ اَحَدٍ ثُمَّ انْصَرَفُواۜ صَرَفَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ • Ve iza ma unzilet suretun nazara ba'duhum ila ba'd, hel yerakum min ehadin summensarafu, sarafallahu kulubehum bi ennehum kavmun la yefkahun. • Meal: Bir sure indirildiği zaman: "Sizi gören var mı?" diye birbirlerine bakar, sonra da dönüp giderler. Allah, onların kalplerini çevirmiştir. Çünkü onlar, düşünmeyen bir halktır. • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza ve ne zaman ki · مَآ ma · أُنزِلَتْ unzilet indirildi · سُورَةٌۭ suratun bir sure · نَّظَرَ nezera bakarlar · بَعْضُهُمْ bea'duhum kimisi · إِلَىٰ ila · بَعْضٍ bea'din diğerine · هَلْ hel mu? · يَرَىٰكُم yerakum sizi görüyor · مِّنْ min · أَحَدٍۢ ehadin birisi · ثُمَّ summe sonra · ٱنصَرَفُوا۟ ۚ nsarafu sıvışırlar · صَرَفَ sarafe çevirmiştir · ٱللَّهُ llahu Allah · قُلُوبَهُم kulubehum onların kalblerini · بِأَنَّهُمْ biennehum oldukları için · قَوْمٌۭ kavmun bir topluluk · لَّا la · يَفْقَهُونَ yefkahune anlamaz • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • سور (swr) kökü: Sur, duvar, şehir duvarı, çit, kale duvarı, atlayıp üstünden geçmek, aşmak, tırmanmak, saldırmak, hücum etmek • نظر (nZr) kökü: görmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak… • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • احد (AHd) kökü: Bir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey. • صرف (Srf) kökü: Çevirmek, saptırmak, önlemek, öne sürmek, ortaya koymak, değiştirmek. sarfun - önleme eylemi. masrifun - sığınılacak yer, sığınak. masruufun - saptırılmış. sarrafa (fiil 2) - açıklamak. tasrif - (rüzgarın) değişimi… • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • فقه (fqh) kökü: İlahi kanunda öğrenmiş, yetenekli, kavrayışlı olmak, bir şeyi anlamak. • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 127. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).