Ant olsun ki, size kendinizden bir Resul geldi. Sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir; o, size düşkün, Mü'minlere şefkatli ve merhametlidir.
Tevbe 9:128لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۘ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ • Lekad caekum resulun min enfusikum aziz, aleyhi ma anittum harisun aleykum bil mu'minine raufun rahim. • Meal: Ant olsun ki, size kendinizden bir Resul geldi. Sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir; o, size düşkün, Mü'minlere şefkatli ve merhametlidir. • Kelime kelime: لَقَدْ lekad andolsun · جَآءَكُمْ ca'ekum size gelmiştir · رَسُولٌۭ rasulun bir Elçi · مِّنْ min · أَنفُسِكُمْ enfusikum içinizden · عَزِيزٌ azizun ağır gelen · عَلَيْهِ aleyhi ona · مَا ma · عَنِتُّمْ anittum sıkıntıya uğramanız · حَرِيصٌ harisun düşkün · عَلَيْكُم aleykum size · بِٱلْمُؤْمِنِينَ bil-mu'minine mü'minlere · رَءُوفٌۭ ra'ufun şefkatli · رَّحِيمٌۭ rahimun merhametlidir • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • عنت (Ent) kökü: Zorlukla karşılaşmak, sıkıntıya düşmek, aşırı yüklenmek, suç işlemek, bozulmak, birini bir şey yapmaya zorlamak, birinin yok olmasına sebep olmak, sertçe dövmek. a'nata - birini zorluğa sokmak, kabaca dövmek… • حرص (HrS) kökü: Şiddetle/hevesle/güçlü bir şekilde/açgözlülükle arzu etmek, tamah etmek, bir şeyi arzulamak, bir şeyi aşırı veya ölçüsüz ya da suçlu bir şekilde istemek, çabalamak veya emek vermek, kendini zorlamak, bir şeyi elde… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • راف (rAf) kökü: Merhametli/nazik/şefkatli olmak, acımak, uzlaştırmak, şefkat, hoşgörülü, yumuşak • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 128. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).