Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hud Suresi 10. Ayet Meali

Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye böbürlenir ve şımarmaya başlar.

Hud 11:10 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye böbürl…
Hud 11:10
وَلَئِنْ اَذَقْنَاهُ نَعْمَٓاءَ بَعْدَ ضَرَّٓاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّـَٔاتُ عَنّ۪يۜ اِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌۙ • Ve le in ezaknahu na'mae ba'de darrae messethu le yekulenne zehebes seyyiatu anni, innehu le ferihun fahur. • Meal: Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye[1] böbürlenir ve şımarmaya başlar. • Dipnot 1: Kurtulmayı kendisinden bilerek. • Kelime kelime: وَلَئِنْ velein ve şayet · أَذَقْنَـٰهُ ezeknahu ona tattırırsak · نَعْمَآءَ nea'ma'e bir nimet · بَعْدَ bea'de sonra · ضَرَّآءَ derra'e bir darlıktan · مَسَّتْهُ messethu kendisine dokunan · لَيَقُولَنَّ leyekulenne mutlaka der · ذَهَبَ zehebe gitti · ٱلسَّيِّـَٔاتُ s-seyyiatu kötülükler · عَنِّىٓ ۚ anni benden · إِنَّهُۥ innehu şüphesiz o · لَفَرِحٌۭ leferihun şımarık · فَخُورٌ fehurun ve böbürlenendir • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • نعم (nEm) kökü: Rahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • ضرر (Drr) kökü: Zarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmek • مسس (mss) kökü: Elle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ذهب (phb) kökü: gitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermek • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • فرح (frH) kökü: Memnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı. • فخر (fxr) kökü: Kendini yüceltme/büyütme, övünme, küçümseme/aşağılama, gururlu/kibirli, uzun/yüksek/büyük, mükemmel kalite, pişmiş çömlek/kil, toprak kap. • Hud suresi 123 ayettir; bu 10. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).