Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yusuf Suresi 47. Ayet Meali

Dedi ki: "Yedi yıl bildik şekilde ekip biçin. Ancak biçtiğinizden, yiyeceğiniz kadarını ayırdıktan sonra kalanı biriktirin."

Yusuf 12:47 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Dedi ki: "Yedi yıl bildik şekilde ekip biçin.
Yusuf 12:47
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِن۪ينَ دَاَباًۚ فَمَا حَصَدْتُمْ فَذَرُوهُ ف۪ي سُنْبُلِه۪ٓ اِلَّا قَل۪يلاً مِمَّا تَأْكُلُونَ • Kale tezreune seb'a sinine de'eba, fe ma hasadtum fe zeruhu fi sunbulihi illa kalilen mimma te'kulun. • Meal: Dedi ki: "Yedi yıl bildik şekilde ekip biçin. Ancak biçtiğinizden, yiyeceğiniz kadarını ayırdıktan sonra kalanı biriktirin." • Kelime kelime: قَالَ kale (Yusuf) dedi ki · تَزْرَعُونَ tezraune siz (ürünü) ekin · سَبْعَ seb'a yedi · سِنِينَ sinine yıl · دَأَبًۭا deeben âdetiniz üzere · فَمَا fe ma ne ki · حَصَدتُّمْ hasadtum biçtiniz · فَذَرُوهُ fezeruhu bırakın onu · فِى fi · سُنۢبُلِهِۦٓ sunbulihi başağında · إِلَّا illa hariç · قَلِيلًۭا kalilen az bir mikdar · مِّمَّا mimma · تَأْكُلُونَ te'kulune yiyeceğiniz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • زرع (zrE) kökü: Tohum ekmek, tohum serpmek, toprağı işlemek, [bitkilerin, çocukların] büyümesini sağlamak, artış vermek, eken kişi, hasat eder, ekim yoluyla yetiştirilen şey, tohum ürünü, ekilen şey. (Soy, evlat, çocuklar, bir çocuk) • سبع (sbE) kökü: Yedi, yırtıcı hayvan, aslan, vahşi hayvan, parçalamak, vahşice saldırmak • سنو (snw) kökü: Yıl, ışık, parlaklık, yükseklik, yücelik, görkemlilik • داب (dAb) kökü: Çabalamak, gayret göstermek, emek vermek, didinmek, çalışkan olmak, gayretli olmak, yorulmak/yorgun düşmek, devam etmek, zorlamak, kovmak/uzaklaştırmak, avlamak, rehin vermek, sebat etmek, ısrar etmek, sürmek, dayanmak… • حصد (HSd) kökü: Biçmek veya kesmek, biçmek veya yere sermek, yok etmek/katletmek, insanları öldürmekte en üst gücünü kullanmak, insanları öldürmede olağan sınırları aşmak, insanları yok etmek, sıkıca bükülmüş ve kompakt ve sağlam… • وذر (wpr) kökü: Terk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmek • سنبل (snbl) kökü: Sümbül, süs çiçeği, ucu püsküllü, başak • قلل (qll) kökü: Az sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek. • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 47. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).