O'nun yolundan saptırmak için Allah'a birtakım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir."
İbrahim 14:30وَجَعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً لِيُضِلُّوا عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ قُلْ تَمَتَّعُوا فَاِنَّ مَص۪يرَكُمْ اِلَى النَّارِ • Ve cealu lillahi endaden li yudıllu an sebilih, kul temetteu fe inne masirekum ilen nar. • Meal: O'nun yolundan saptırmak için Allah'a birtakım eşler koştular. De ki: "Yararlanın bakalım! Gideceğiniz yer ateştir." • Kelime kelime: وَجَعَلُوا۟ ve cealu ve koştular · لِلَّهِ lillahi Allah'a · أَندَادًۭا endaden eşler · لِّيُضِلُّوا۟ liyudillu saptırmak için · عَن an -ndan · سَبِيلِهِۦ ۗ sebilihi O'nun yolu- · قُلْ kul de ki · تَمَتَّعُوا۟ temetteu eğlenin · فَإِنَّ feinne şüphesiz · مَصِيرَكُمْ mesirakum gideceğiniz yer · إِلَى ila · ٱلنَّارِ n-nari ateştir • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • ندد (ndd) kökü: Kaçmak, koşarak uzaklaşmak, karalamak, (sır) ifşa etmek. Eş, benzer, rakip, denk, imaj, put, müşterek, rakip, Tanrı'nın bazı veya tüm niteliklerinin atfedildiği tapınma nesnesi (ister kendi başına bir tanrı olarak ister… • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • متع (mtE) kökü: Faydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün. • صير (Syr) kökü: Gitmek, olmak, yönelmek. Gidiş, yolculuk, ayrılış. Geri çekilmek, sonuçlanmak, neticeye varmak. • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • İbrahim suresi 52 ayettir; bu 30. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).