Akıl Kuran (akilkuran.com)

İsra Suresi 33. Ayet Meali

Allah'ın haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, Biz onun velisini sultan kıldık. O da öldürmede haddi aşmasın. O yardım olunmuştur.

İsra 17:33 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah'ın haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmeyin.
İsra 17:33
وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُوماً فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّه۪ سُلْطَاناً فَلَا يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِۜ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُوراً • Ve la taktulun nefselleti harremallahu illa bil hakk, ve men kutile mazlumen fe kad cealna li veliyyihi sultanen fe la yusrif fil katl, innehu kane mensura. • Meal: Allah'ın haram[1] kıldığı bir canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, Biz onun velisini sultan[2] kıldık. O da öldürmede haddi aşmasın. O yardım olunmuştur.[3] • Dipnot 1: Hesap sorma hakkı ve yetkisi sağlanarak, kendisine yardım sağlanmıştır. • Dipnot 2: Kutsal. Yasak. • Dipnot 3: Hesap sormada yetkili kıldık. • Kelime kelime: وَلَا ve la ve asla · تَقْتُلُوا۟ tektulu öldürmeyin · ٱلنَّفْسَ n-nefse canı · ٱلَّتِى lleti · حَرَّمَ harrame haram kıldığı · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · إِلَّا illa · بِٱلْحَقِّ ۗ bil-hakki haksız yere · وَمَن ve men ve kim · قُتِلَ kutile öldürülürse · مَظْلُومًۭا mezlumen haksızlıkla · فَقَدْ fekad muhakkak · جَعَلْنَا cealna vermişizdir · لِوَلِيِّهِۦ liveliyyihi onun velisine · سُلْطَـٰنًۭا sultanen bir yetki · فَلَا fela fakat · يُسْرِف yusrif aşırı gitmesin · فِّى fi · ٱلْقَتْلِ ۖ l-katli öldürmede · إِنَّهُۥ innehu çünkü · كَانَ kane · مَنصُورًۭا mensuran kendisine yardım edilmiştir • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • حرم (Hrm) kökü: Yasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • سلط (slT) kökü: Hüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmak • سرف (srf) kökü: Aşırı gitmek, haddi aşmak, israf etmek, savurganlık yapmak, müsrif olmak, saçıp savurmak, fazla harcamak, ölçüyü kaçırmak, gereksiz yere harcamak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • İsra suresi 111 ayettir; bu 33. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).