Yoksa Kafirler, Benim yanım sıra evliya edinebileceklerini mi sandılar? Biz, Cehennem'i Kafirlere bir ikram olarak hazırladık.
Kehf 18:102اَفَحَسِبَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنْ يَتَّخِذُوا عِبَاد۪ي مِنْ دُون۪ٓي اَوْلِيَٓاءَۜ اِنَّٓا اَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِر۪ينَ نُزُلاً • E fe hasibellezine keferu en yettehızu ibadi min duni evliya', inna a'tedna cehenneme lil kafirine nuzula. • Meal: Yoksa Kafirler, Benim yanım sıra evliya[1] edinebileceklerini mi sandılar? Biz, Cehennem'i Kafirlere bir ikram olarak hazırladık. • Dipnot 1: Bkz. 11.113. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: أَفَحَسِبَ efehasibe mi sandılar? · ٱلَّذِينَ ellezine o · كَفَرُوٓا۟ keferu inkarcılar · أَن en · يَتَّخِذُوا۟ yettehizu kendilerine edineceklerini · عِبَادِى ibadi kullarımı · مِن min · دُونِىٓ duni benden ayrı olarak · أَوْلِيَآءَ ۚ evliya'e veliler (dost) · إِنَّآ inna şüphesiz biz · أَعْتَدْنَا ea'tedna hazırladık · جَهَنَّمَ cehenneme cehennemi · لِلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine kafirlere · نُزُلًۭا nuzulen konak olarak • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • دون (dwn) kökü: aşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • عتد (Etd) kökü: Hazır olmak, hazırlanmak, el altında bulunmak, gelecek için bir şey tedarik etmek. • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • Kehf suresi 110 ayettir; bu 102. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).