Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını ortaya çıkarmak için, onları tekrar uyandırdık.
Kehf 18:12ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ لِنَعْلَمَ اَيُّ الْحِزْبَيْنِ اَحْصٰى لِمَا لَبِثُٓوا اَمَداً۟ • Summe beasnahum li na'leme eyyul hızbeyni ahsa lima lebisu emeda. • Meal: Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını ortaya çıkarmak için, onları tekrar uyandırdık. • Kelime kelime: ثُمَّ summe sonra · بَعَثْنَـٰهُمْ beasnahum onları uyandırdık · لِنَعْلَمَ linea'leme bilmek için · أَىُّ eyyu hangisinin · ٱلْحِزْبَيْنِ l-hizbeyni iki zümreden · أَحْصَىٰ ehsa daha iyi hesabedeceğini · لِمَا lima · لَبِثُوٓا۟ lebisu (onların) kaldıkları · أَمَدًۭا emeden süreyi • بعث (bEv) kökü: Göndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • حزب (Hzb) kökü: Başına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya… • حصي (HSy) kökü: Hesaplamak, saymak/numaralandırmak. Çakıl taşı ile vurmak. Reddetmek veya kabul etmemek, bir kişiye çakıl taşı veya küçük taş atmak, bir kişiye veya şeye çakıl taşı veya küçük taş ile vurmak, mesane veya böbreklerde taş… • لبث (lbv) kökü: Geciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak. • امد (Amd) kökü: Sona göre düşünülen zaman, en son/aşırı/kapsam/dönem, sınırlar, sınırlı, kalan • Kehf suresi 110 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).