"Rabb'im! Gerçekten ben iyice güçten kesildim. Saçım başım ağardı. Ve Rabb'im, Sana ettiğim dualarım hiç karşılıksız kalmadı."
Meryem 19:4قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْباً وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِياًّ • Kale rabbi inni ve henel azmu minni veştealer re'su şeyben ve lem ekun bi duaike rabbi şakıyya. • Meal: "Rabb'im! Gerçekten ben iyice güçten kesildim. Saçım başım ağardı. Ve Rabb'im, Sana ettiğim dualarım hiç karşılıksız kalmadı." • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · رَبِّ rabbi Rabbim · إِنِّى inni şüphesiz ben · وَهَنَ vehene gevşedi · ٱلْعَظْمُ l-azmu kemik(lerim) · مِنِّى minni benim · وَٱشْتَعَلَ veşteale ve tutuştu · ٱلرَّأْسُ r-ra'su başım · شَيْبًۭا şeyben ihtiyarlık aleviyle · وَلَمْ velem ve · أَكُنۢ ekun olmadım · بِدُعَآئِكَ biduaaike sana du'a ile · رَبِّ rabbi Rabbim · شَقِيًّۭا şekiyyen bahtsız • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • وهن (whn) kökü: Zayıf/güçsüz/bitkin/sakat olmak, gevşek, uyuşuk. • عظم (EZm) kökü: büyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmek • شعل ($El) kökü: Tutuşturmak, ateş yakmak, meşale, savaş başlatmak, yaymak, saçmak/dağıtmak, deve sürmek, heyecanlanmak, öfkeyle dolmak, çevik/aktif, akıllı, beyazlık. Ishta'ala (fiil 8) - aydınlanmak, parlayıp alevlenmek. Ishta'ala… • راس (rAs) kökü: Baş, reis/komutan/hükümdar/vali/prens, kafasına vurmak, birini yönetici yapmak, yüksek rütbe/duruma gelmek, en yüksek veya en üst kısım, paranın ana/temel miktarı, başlangıç veya ilk kısım, kalabalık ve güçlü insan… • شيب ($yb) kökü: Saçı ağarmak, yaşlanmak, beyazlamak, kır saçlı olmak, beyaz saçlı biri olmak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • شقو ($qw) kökü: Mutsuz olmak, bedbaht olmak, sıkıntı çekmek, eşkıyalık yapmak, haydutluk yapmak, kötü yola düşmek, zorbalık yapmak, sefil olmak, sefalete düşmek • Meryem suresi 98 ayettir; bu 4. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).