Akıl Kuran (akilkuran.com)

Meryem Suresi 5. Ayet Meali

"Gerçekten, benden sonra yerime geçeceklerden çok endişeliyim. Hanımım da kısır. Onun için bana katından bir veli bağışla."

Meryem 19:5 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Gerçekten, benden sonra yerime geçeceklerden çok endişeliyim.
Meryem 19:5
وَاِنّ۪ي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاء۪ي وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً فَهَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ • Ve inni hıftul mevaliye min verai ve kanetimreeti akıran feheb li min ledunke veliyya. • Meal: "Gerçekten, benden sonra yerime geçeceklerden çok endişeliyim. Hanımım da kısır. Onun için bana katından bir veli[1] bağışla." • Dipnot 1: Yerime geçecek, destekleyici, yardımcı birini lütfet. • Kelime kelime: وَإِنِّى ve inni doğrusu ben · خِفْتُ hiftu korktum · ٱلْمَوَٰلِىَ l-mevaliye yerime geçecek yakınlarımdan · مِن min · وَرَآءِى verai arkamdan · وَكَانَتِ ve kaneti ve · ٱمْرَأَتِى mraeti karım da · عَاقِرًۭا aakiran kısırdır · فَهَبْ feheb (Ne olur) lutfet · لِى li bana · مِن min · لَّدُنكَ ledunke katından · وَلِيًّۭا veliyyen bir veli(aht) • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • وري (wry) kökü: Ateş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • مرا (mrA) kökü: Acı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadın • عقر (Eqr) kökü: Kesmek, yaralamak, katletmek, topallık vermek, sonuç vermemek, kısır olmak (örn: rahim) • وهب (whb) kökü: vermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak. • لدن (ldn) kökü: Yanında; yakınında; ile; -den; huzur; huzurunda; için. Ladun: Bir yer parçacığı veya edat. • Meryem suresi 98 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).