Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 188. Ayet Meali

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.

Bakara 2:188 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin.
Bakara 2:188
وَلَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَٓا اِلَى الْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا فَر۪يقاً مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ۟ • Ve la te'kulu emvalekum beynekum bil batılı ve tudlu biha ilel hukkami li te'kulu ferikan min emvalin nasi bil ismi ve entum ta'lemun. • Meal: Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu[1] bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın. • Dipnot 1: Hakkınız olmadığını. • Kelime kelime: وَلَا ve la · تَأْكُلُوٓا۟ te'kulu yemeyin · أَمْوَٰلَكُم emvalekum mallarınızı · بَيْنَكُم beynekum aranızda · بِٱلْبَـٰطِلِ bil-batili batıl (sebepler) ile · وَتُدْلُوا۟ ve tudlu ve atmayın · بِهَآ biha onları · إِلَى ila · ٱلْحُكَّامِ l-hukkami hakimler(in önün)e · لِتَأْكُلُوا۟ lite'kulu yemeniz için · فَرِيقًۭا ferikan bir kısmını · مِّنْ min · أَمْوَٰلِ emvali mallarından · ٱلنَّاسِ n-nasi insanların · بِٱلْإِثْمِ bil-ismi günah bir biçimde · وَأَنتُمْ veentum ve siz · تَعْلَمُونَ tea'lemune bildiğiniz halde • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • بطل (bTl) kökü: Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak • دلو (dlw) kökü: Bir kovayı kuyuya sarkıtmak, indirmek, kova. • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • فرق (frq) kökü: Ayırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • اثم (Avm) kökü: Suç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 188. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).