Sana, ayın evrelerini soruyorlar. De ki: "O, insanlar ve hacc için bir zaman ölçüsüdür." Evlerinize arkalarından girmeniz birr değildir; birr, takvalı davranmaktır. Öyleyse evlerinize kapılarından girin. Allah'a karşı takvalı olun ki kurtuluşa erebilesiniz.
Bakara 2:189يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَهِلَّةِۜ قُلْ هِيَ مَوَاق۪يتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّۜ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِاَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقٰىۚ وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ اَبْوَابِهَاۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ • Yes'eluneke anil ehilleh, kul hiye mevakitu lin nasi vel hacc, ve leysel birru bi en te'tul buyute min zuhuriha ve lakinnel birre menitteka, ve'tul buyute min ebvabiha, vettekullahe leallekum tuflihun. • Meal: Sana, ayın evrelerini soruyorlar. De ki: "O, insanlar ve hacc için bir zaman ölçüsüdür." Evlerinize arkalarından girmeniz birr[1] değildir; birr, takvalı davranmaktır. Öyleyse evlerinize kapılarından girin.[2] Allah'a karşı takvalı olun ki kurtuluşa erebilesiniz. • Dipnot 1: Bu bir deyimdir; "yapacağınız şeyi, esasına ve kuralına uygun yapın; bir şeyi tersinden değil, düzünden yapın; yanlış yoldan gitmeyin," keza sorularınızı adabına göre sorun, yerine zamanına dikkat etmeksizin, gereksiz soruları sormayın anlamına gelmektedir. • Dipnot 2: İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül. • Kelime kelime: يَسْـَٔلُونَكَ yeseluneke sana soruyorlar · عَنِ ani · ٱلْأَهِلَّةِ ۖ l-ehilleti hilallerden · قُلْ kul de ki · هِىَ hiye onlar · مَوَٰقِيتُ mevakitu vakit ölçüleridir · لِلنَّاسِ linnasi insanlar için · وَٱلْحَجِّ ۗ velhacci ve hac · وَلَيْسَ veleyse ve değildir · ٱلْبِرُّ l-birru iyilik · بِأَن bien · تَأْتُوا۟ te'tu girmek · ٱلْبُيُوتَ l-buyute evlere · مِن min -ndan · ظُهُورِهَا zuhuriha arkaları- · وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat · ٱلْبِرَّ l-birra iyilik · مَنِ meni kişinin · ٱتَّقَىٰ ۗ tteka takvasıdır · وَأْتُوا۟ ve'tu ve girin · ٱلْبُيُوتَ l-buyute evlere · مِنْ min -ndan · أَبْوَٰبِهَا ۚ ebvabiha kapıları- · وَٱتَّقُوا۟ vetteku ve sakının · ٱللَّهَ llahe Allah'tan · لَعَلَّكُمْ leallekum umulur ki · تُفْلِحُونَ tuflihune kurtuluşa erersiniz • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • هلل (hll) kökü: Görünmek (yeni ay), ayın başlangıcı (ay takviminde). Ahalla - bir hayvanı kesmeden önce Allah'ın adını anmak. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • وقت (wqt) kökü: Bir şeyi zamana göre sabitlemek, belirlemek/sınırlamak, zaman atamak/bildirmek/tayin etmek, zaman ölçüsü (örn. mevsim). • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • حجج (Hjj) kökü: Delil getirmek, kanıt göstermek, tartışmak, münazara etmek, yönelmek, ziyaret etmek, hac yapmak, kastetmek, amaçlamak, niyetlenmek • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • برر (brr) kökü: İyilik yapmak, ihsan etmek, doğru olmak, sadık olmak, gerçek olmak, yemin etmek, haklı çıkmak, yerine getirmek, sözünde durmak • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • ظهر (Zhr) kökü: Görünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmak • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • بوب (bwb) kökü: kapı, giriş yeri, tarz/şekil • فلح (flH) kökü: yarmak/yarık/çatlamak/bölmek/yarma, izli/pullukla sürmek/toprak işlemek, tarım, toprağı işlemek, müreffeh olmak/başarılı olmak, elde etmek/kazanmak, mesut olmak, bağımsız olmak, kalıcılık/süreklilık/dayanma gücü • Bakara suresi 286 ayettir; bu 189. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).