Sana hamrın ve şans oyunlarının hükmünü soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için yararları olsa da. Günahları yararlarından daha büyüktür." Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Afvı." Allah size ayetlerini böylece açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.
Bakara 2:219يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ قُلْ ف۪يهِمَٓا اِثْمٌ كَب۪يرٌ وَمَنَافِـعُ لِلنَّاسِۘ وَاِثْمُهُمَٓا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَاۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلِ الْعَفْوَۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَۙ • Yes'eluneke anil hamri vel meysir, kul fihima ismun kebirun ve menafiu lin nasi, ve ismuhuma ekberu min nef'ihima ve yes'eluneke maza yunfikun kulil afve, kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun. • Meal: Sana hamrın[1] ve şans oyunlarının[2] hükmünü soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için yararları[3] olsa da. Günahları yararlarından daha büyüktür." Sana neyi infak[4] edeceklerini soruyorlar. De ki: "Afvı.[5]" Allah size ayetlerini böylece açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz. • Dipnot 1: Kısmen yarardan kasıt; bu işlerin ticareti ile sarhoşluğun o anda sağladığı rahatlama, şans oyunlarında zaman zaman kazanma olabilir. Kumarın kısmen yararlı olması da kumar oynayanların kimi zaman kazanıyor olmalarıdır. Değilse bizatihi ne içkide ne de kumarda kısmen de olsa bir yarar söz konusu değildir. • Dipnot 2: Karşılıksız yardım. • Dipnot 3: İhtiyacından fazla olandan uygun gördüğünü. Gönlünden ne koparsa. Affetmek, bağışlamak, bırakmak, salıvermek demektir. Sahip olduğunuz malın ne kadarından vaz geçerseniz ne kadarını elinizden çıkarmak, yani malın ne kadarını afetmek istiyorsanız o kadarını af edin, ihtiyacı olanlara verin. (Af kelimesi için bkz. 5:101.) • Dipnot 4: Aklı örten/sarhoş edici şeyler. • Dipnot 5: Fal oklarıyla oynamak, kumar, at yarışı, loto, toto, piyango vb. • Kelime kelime: يَسْـَٔلُونَكَ yeseluneke sana soruyorlar · عَنِ ani -tan · ٱلْخَمْرِ l-hamri şarap- · وَٱلْمَيْسِرِ ۖ velmeysiri ve kumardan · قُلْ kul de ki · فِيهِمَآ fihima o ikisinde vardır · إِثْمٌۭ ismun günah · كَبِيرٌۭ kebirun büyük · وَمَنَـٰفِعُ ve menafiu ve bazı yararlar · لِلنَّاسِ linnasi insanlar için · وَإِثْمُهُمَآ veismuhuma fakat onların günahı · أَكْبَرُ ekberu daha büyüktür · مِن min -ndan · نَّفْعِهِمَا ۗ nef'ihima yararı- · وَيَسْـَٔلُونَكَ ve yeseluneke ve sana soruyorlar · مَاذَا maza ne · يُنفِقُونَ yunfikune infak edeceklerini · قُلِ kuli de ki · ٱلْعَفْوَ ۗ l-afve Af (ihtiyaçlarınızdan fazlasını) · كَذَٰلِكَ kezalike böyle · يُبَيِّنُ yubeyyinu açıklıyor · ٱللَّهُ llahu Allah · لَكُمُ lekumu size · ٱلْـَٔايَـٰتِ l-ayati ayetleri · لَعَلَّكُمْ leallekum umulur ki · تَتَفَكَّرُونَ tetefekkerune düşünürsünüz • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • خمر (xmr) kökü: Örtmek/gizlemek/perdelemek, önceki durumundan/halinden değişmek/başkalaşmak, karışmış/harmanlanmış/birleşmiş/kaynaşmış, sarhoşluk/şarap/üzüm, makyaj, aklı bulandıran/örten herhangi bir sarhoş edici şey… • يسر (ysr) kökü: Yumuşak/uysal/yönetilebilir/kolay/itaatkar/liberal olmak, miktar olarak azalmak/değersiz olmak, soldan gelmek, parçalara/bölümlere ayırmak, kolaylaştırmak/pürüzsüzleştirmek, uyarlamak/uyum sağlamak, kumar oklarıyla… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اثم (Avm) kökü: Suç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey… • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • نفع (nfE) kökü: Fayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak. • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • عفو (Efw) kökü: Affetmek, bağışlamak, çoğalmak, üzerinden geçmek, vazgeçmek, büyümek, çoğalmak, tüm izleri silmek, bağışlamak, hak edilenden fazlasını vermek, hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmek. Afina (afin'in çoğul hali)… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • فكر (fkr) kökü: Düşündü, net bir bilgi edinmek için değerlendirdi, zihinsel olarak inceledi, zihni kullandı, derin düşünce içinde oldu, üzerinde düşündü. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 219. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).