Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enbiya Suresi 61. Ayet Meali

"O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler.

Enbiya 21:61 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "O halde onu insanların huzuruna getirin.
Enbiya 21:61
قَالُوا فَأْتُوا بِه۪ عَلٰٓى اَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ • Kalu fe'tu bihi ala a'yunin nasi leallehum yeşhedun. • Meal: "O halde onu insanların huzuruna getirin. Belki tanıklık eden çıkar" dediler. • Kelime kelime: قَالُوا۟ kalu dediler · فَأْتُوا۟ fe'tu getirin · بِهِۦ bihi onu · عَلَىٰٓ ala önüne · أَعْيُنِ ea'yuni gözü · ٱلنَّاسِ n-nasi insanların · لَعَلَّهُمْ leallehum böylece onlar · يَشْهَدُونَ yeşhedune tanık olsunlar • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • عين (Eyn) kökü: Göze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 61. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).