Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hac Suresi 44. Ayet Meali

Ve Medyen sahipleri de. Musa da yalanlandı. Fakat Kafirlere süre tanıdım. Sonra da onları yakaladım. Benim inkarım nasılmış gördüler.

Hac 22:44 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ve Medyen sahipleri de.
Hac 22:44
وَاَصْحَابُ مَدْيَنَۚ وَكُذِّبَ مُوسٰى فَاَمْلَيْتُ لِلْكَافِر۪ينَ ثُمَّ اَخَذْتُهُمْۚ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ • Ve ashabu medyen, ve kuzzibe musa fe emleytu lil kafirine summe ehaztuhum, fe keyfe kane nekir. • Meal: Ve Medyen sahipleri de. Musa da yalanlandı. Fakat Kafirlere süre tanıdım. Sonra da onları yakaladım. Benim inkarım[1] nasılmış gördüler. • Dipnot 1: Onları inkar etmem, yok saymam. • Kelime kelime: وَأَصْحَـٰبُ ve eshabu ve halkı · مَدْيَنَ ۖ medyene Medyen · وَكُذِّبَ ve kuzzibe ve yalanlanmıştı · مُوسَىٰ musa Musa · فَأَمْلَيْتُ feemleytu ben de bir süre vermiştim · لِلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine kafirlere · ثُمَّ summe sonra · أَخَذْتُهُمْ ۖ ehaztuhum onları yakalamıştım · فَكَيْفَ fe keyfe nasıl · كَانَ kane oldu · نَكِيرِ nekiri benim inkarım • صحب (SHb) kökü: eşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi… • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • ملو (mlw) kökü: Doldurmak, dolmak, içini doldurmak, dolu olmak, içermek, kaplamak, yayılmak, dolup taşmak • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • كيف (kyf) kökü: Nasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne halde • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • نكر (nkr) kökü: Hoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamak • Hac suresi 78 ayettir; bu 44. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).