Böylece ihmal ettiğim salih işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında bir berzah vardır.
Müminun 23:100لَعَلّ۪ٓي اَعْمَلُ صَالِحاً ف۪يمَا تَرَكْتُ كَلَّاۜ اِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَٓائِلُهَاۜ وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ • Lealli a'melu salihan fima terektu kella, inneha kelimetun huve kailuha, ve min veraihim berzahun ila yevmi yub'asun. • Meal: Böylece ihmal ettiğim salih[1] işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında[2] bir berzah[3] vardır. • Dipnot 1: Engel, perde. • Dipnot 2: Dünyaya dönüşlerini imkansız kılan. • Dipnot 3: Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin. • Kelime kelime: لَعَلِّىٓ lealli böylelikle · أَعْمَلُ ea'melu yapayım · صَـٰلِحًۭا salihen yararlı bir iş · فِيمَا fima yerde (dünyada) · تَرَكْتُ ۚ teraktu terk ettiğim · كَلَّآ ۚ kella hayır · إِنَّهَا inneha şüphesiz bu · كَلِمَةٌ kelimetun bir sözdür · هُوَ huve o · قَآئِلُهَا ۖ kailuha onun söylediği · وَمِن ve min ve · وَرَآئِهِم veraihim önlerinde vardır · بَرْزَخٌ berzehun bir berzah · إِلَىٰ ila kadar · يَوْمِ yevmi güne · يُبْعَثُونَ yub'asune diriltilecekleri • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • ترك (trk) kökü: Terk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak. • كلم (klm) kökü: Konuşmak, ifade etmek. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • وري (wry) kökü: Ateş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi. • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • بعث (bEv) kökü: Göndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek • Müminun suresi 118 ayettir; bu 100. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).