"Sadece az bir süre kaldınız. Keşke o zaman bunu kavramış olsaydınız." dedi.
Müminun 23:114قَالَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً لَوْ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ • Kale in lebistum illa kalilen lev ennekum kuntum ta'lemun. • Meal: "Sadece az bir süre kaldınız. Keşke o zaman bunu kavramış olsaydınız." dedi. • Kelime kelime: قَـٰلَ kale buyurdu ki · إِن in · لَّبِثْتُمْ lebistum kalmadınız · إِلَّا illa başka · قَلِيلًۭا ۖ kalilen az bir (zamandan) · لَّوْ lev keşke · أَنَّكُمْ ennekum siz · كُنتُمْ kuntum bilseydiniz · تَعْلَمُونَ tea'lemune -mi sandınız? • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • لبث (lbv) kökü: Geciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak. • قلل (qll) kökü: Az sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Müminun suresi 118 ayettir; bu 114. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).