Akıl Kuran (akilkuran.com)

Müminun Suresi 41. Ayet Meali

Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.

Müminun 23:41 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha onları yakalayıverdi.
Müminun 23:41
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُـثَٓاءًۚ فَبُعْداً لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ • Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnahum gusaen, fe bu'den lil kavmiz zalimin. • Meal: Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha[1] onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu. • Dipnot 1: Korkunç çığlık, korkunç felaket. • Kelime kelime: فَأَخَذَتْهُمُ feehazethumu derken onları yakaladı · ٱلصَّيْحَةُ s-sayhatu o korkunç ses · بِٱلْحَقِّ bil-hakki gerçekten · فَجَعَلْنَـٰهُمْ fe cealnahum ve onları getirdik · غُثَآءًۭ ۚ gusa'en sel süprüntüsü haline · فَبُعْدًۭا febua'den uzak olsun · لِّلْقَوْمِ lilkavmi kavim · ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine o zalim • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • صيح (SyH) kökü: Bağırmak/haykırmak, gürültü yapmak. Sayhatun - yıldırım, çığlık, patlama, korkunç ve güçlü gürültü. • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • غثو (gvw) kökü: Yüzeyde köpük oluşturmak, üste çıkmak, suyun yüzeyinde köpük birikmek, sel suyunun taşıdığı çer çöp, köpük • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Müminun suresi 118 ayettir; bu 41. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).