Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.
Müminun 23:53فَـتَقَطَّـعُٓوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُراًۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ • Fe tekattau emrehum beynehum zubura, kullu hızbin bima ledeyhim ferihun. • Meal: Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir. • Kelime kelime: فَتَقَطَّعُوٓا۟ fetekattau fakat parçalayıp ayırdılar · أَمْرَهُم emrahum işlerini · بَيْنَهُمْ beynehum aralarında · زُبُرًۭا ۖ zuburan Kitaplara · كُلُّ kullu her · حِزْبٍۭ hizbin gurup · بِمَا bima bulunanla · لَدَيْهِمْ ledeyhim kendi yanında · فَرِحُونَ ferihune sevinmektedir • قطع (qTE) kökü: kesmek, ayırmak, bölmek, ayrılmak, ayırmak, devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek, yıkmak, çürümek, son vermek, durdurmak, bitirmek, devam etmemek, başaramamak, durmak, durdurulmak, engellenmiş, bir son vermek… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • زبر (zbr) kökü: Kuyuyu kaplamak, iç duvar, bir parçanın diğerinin üzerine inşası, kontrol etmek/kısıtlamak/yasaklamak, engellenmek/alıkonulmak/tutulmak, iyi/ustalıkla/sağlam yazmak, okumak/ezberden okumak, büyük/cesur/yiğit olmak… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • حزب (Hzb) kökü: Başına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya… • فرح (frH) kökü: Memnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı. • Müminun suresi 118 ayettir; bu 53. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).