Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kasas Suresi 20. Ayet Meali

Şehrin diğer tarafından bir adam koşarak geldi. "Ey Musa! Meleler senin öldürülmen konusunda görüşme yapıyorlar. Derhal kaybol. Seni iyiliğin için uyarıyorum." dedi.

Kasas 28:20 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Şehrin diğer tarafından bir adam koşarak geldi.
Kasas 28:20
وَجَٓاءَ رَجُلٌ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ يَسْعٰىۘ قَالَ يَا مُوسٰٓى اِنَّ الْمَلَاَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ اِنّ۪ي لَكَ مِنَ النَّاصِح۪ينَ • Ve cae raculun min aksal medineti yes'a kale ya musa innel melee ye'temirune bike li yaktuluke fahruc inni leke minen nasıhin. • Meal: Şehrin diğer tarafından bir adam koşarak geldi. "Ey Musa! Meleler[1] senin öldürülmen konusunda görüşme yapıyorlar. Derhal kaybol. Seni iyiliğin için uyarıyorum." dedi. • Dipnot 1: İleri gelenler, imtiyaz sahibi seçkinler. Din adamları sınıfı. • Kelime kelime: وَجَآءَ ve ca'e ve geldi · رَجُلٌۭ raculun bir adam · مِّنْ min · أَقْصَا eksa öbür ucundan · ٱلْمَدِينَةِ l-medineti şehrin · يَسْعَىٰ yes'aa koşarak · قَالَ kale dedi · يَـٰمُوسَىٰٓ ya musa Musa · إِنَّ inne şüphesiz ki · ٱلْمَلَأَ l-melee ileri gelenler · يَأْتَمِرُونَ ye'temirune aralarında konuşuyorlar · بِكَ bike seni · لِيَقْتُلُوكَ liyektuluke seni öldürmek için · فَٱخْرُجْ fehruc sen çık (git) · إِنِّى inni elbette ben · لَكَ leke sana · مِنَ mine -den(im) · ٱلنَّـٰصِحِينَ n-nasihine öğüt verenler- • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • رجل (rjl) kökü: Yürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala… • قصو (qSw) kökü: Uzak, uzakta, uzağa gitmek. Kusva - daha uzak, daha ileride. • مدن (mdn) kökü: şehir • سعي (sEy) kökü: Çalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ملا (mlA) kökü: Doldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • نصح (nSH) kökü: Saf olmak, karışmamış olmak, hakiki olmak, samimi davranmak, samimi tavsiye vermek, içtenlikle öğüt vermek, sadık olmak • Kasas suresi 88 ayettir; bu 20. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).