Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. Mutlak Üstün Olandır, En Doğru Hüküm Veren'dir.
Ali İmran 3:6هُوَ الَّذ۪ي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ • Huvellezi yusavvirukum fil erhami keyfe yeşa', la ilahe illa huvel azizul hakim. • Meal: Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. Mutlak Üstün Olandır, En Doğru Hüküm Veren'dir. • Kelime kelime: هُوَ huve O'dur · ٱلَّذِى llezi · يُصَوِّرُكُمْ yusavvirukum sizi şekillendiren · فِى fi · ٱلْأَرْحَامِ l-erhami rahimlerde · كَيْفَ keyfe gibi · يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği · لَآ la yoktur · إِلَـٰهَ ilahe tanrı · إِلَّا illa başka · هُوَ huve O'ndan · ٱلْعَزِيزُ l-azizu azizdir · ٱلْحَكِيمُ l-hakimu hüküm ve hikmet sahibidir • صور (Swr) kökü: şekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmak • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • كيف (kyf) kökü: Nasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne halde • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • اله (Alh) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var… • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 6. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).