Akıl Kuran (akilkuran.com)

Rum Suresi 36. Ayet Meali

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.

Rum 30:36 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar.
Rum 30:36
وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ • Ve iza ezaknen nase rahmeten ferihu biha, ve in tusıbhum seyyietun bima kaddemet eydihim iza hum yaknetun. • Meal: İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar. • Kelime kelime: وَإِذَآ ve iza ve zaman · أَذَقْنَا ezekna biz taddırdığımız · ٱلنَّاسَ n-nase insanlara · رَحْمَةًۭ rahmeten bir rahmet · فَرِحُوا۟ ferihu sevinirler · بِهَا ۖ biha onunla · وَإِن vein ve eğer · تُصِبْهُمْ tusibhum onlara erişirse · سَيِّئَةٌۢ seyyietun bir kötülük · بِمَا bima dolayı · قَدَّمَتْ kaddemet öne sürdüklerinden · أَيْدِيهِمْ eydihim elleriyle (yapıp) · إِذَا iza derhal · هُمْ hum onlar · يَقْنَطُونَ yeknetune umutsuzluğa düşerler • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • فرح (frH) kökü: Memnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı. • صوب (Swb) kökü: dökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • قدم (qdm) kökü: Öne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel… • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • قنط (qnT) kökü: Ümitsizliğe kapılmak, cesaretini kaybetmek, engellemek, umudu terk etmek • Rum suresi 60 ayettir; bu 36. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).