Hani onlar, alttan ve üstten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz.
Ahzab 33:10اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا • İz caukum min fevkıkum ve min esfele minkum ve iz zagatil ebsaru ve belegatil kulubul hanacire ve tezunnune billahiz zununa. • Meal: Hani onlar, alttan ve üstten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz.[1] • Dipnot 1: Allah'ın ne yapacağına, yardım edip etmeyeceğine dair aklınızdan birçok düşünce geçiriyordunuz. • Kelime kelime: إِذْ iz hani · جَآءُوكُم ca'ukum onlar gelmişlerdi · مِّن min -den · فَوْقِكُمْ fevkikum üstünüz- · وَمِنْ ve min ve · أَسْفَلَ esfele alt tarafınızdan · مِنكُمْ minkum sizin · وَإِذْ ve iz ve hani · زَاغَتِ zagati kaymıştı · ٱلْأَبْصَـٰرُ l-ebsaru gözler · وَبَلَغَتِ ve belegati ve dayanmıştı · ٱلْقُلُوبُ l-kulubu yürekler · ٱلْحَنَاجِرَ l-hanacira hançerelere · وَتَظُنُّونَ ve tezunnune ve zanda bulunuyordunuz · بِٱللَّهِ billahi Allah hakında · ٱلظُّنُونَا۠ z-zununa türlü düşüncelerle • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • فوق (fwq) kökü: Rütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki… • سفل (sfl) kökü: Alçak olmak, aşağı olmak, aşağıya inmek, aşağıda bulunmak, düşmek, alçalmak, bayağılaşmak • زيغ (zyg) kökü: Geri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan. • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • بلغ (blg) kökü: Ulaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • حنجر (Hnjr) kökü: Boğazı keserek kesmek/öldürmek. Hançere - boğaz, soluk borusu, nefes alma yolu, soluk borusunun başı, gırtlağın tamamı. • ظنن (Znn) kökü: Düşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla… • Ahzab suresi 73 ayettir; bu 10. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).