"Ey Rabb'im! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimsenin sahip olamayacağı bir mülk bağışla. Kuşkusuz ki Sen, Bol Bol Bağışlayıcı'sın." dedi.
Sad 38:35قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكاً لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ • Kale rabbigfir li veheb li mulken la yenbagi li ehadin min ba'di, inneke entel vehhab. • Meal: "Ey Rabb'im! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimsenin sahip olamayacağı bir mülk[1] bağışla. Kuşkusuz ki Sen, Bol Bol Bağışlayıcı'sın." dedi. • Dipnot 1: Güç, imkan. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · رَبِّ rabbi Rabbim · ٱغْفِرْ gfir affet · لِى li beni · وَهَبْ ve heb ve ver · لِى li bana · مُلْكًۭا mulken bir mülk (hükümdarlık) · لَّا la · يَنۢبَغِى yenbegi nasib olmayan · لِأَحَدٍۢ liehadin hiç kimseye · مِّنۢ min · بَعْدِىٓ ۖ bea'di benden sonra · إِنَّكَ inneke çünkü sensin · أَنتَ ente sen · ٱلْوَهَّابُ l-vehhabu çok lutfeden • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • وهب (whb) kökü: vermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak. • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • بغي (bgy) kökü: Azgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak • احد (AHd) kökü: Bir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey. • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • Sad suresi 88 ayettir; bu 35. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).