Sizden onu yapan iki er kişiye de eziyet edin. Eğer tevbe eder, kendilerini düzeltirlerse onları rahat bırakın. Allah, Tevbeleri Kabul Eden'dir ve Rahmeti Kesintisiz Olan'dır.
Nisa 4:16وَالَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنْكُمْ فَاٰذُوهُمَاۚ فَاِنْ تَابَا وَاَصْلَحَا فَاَعْرِضُوا عَنْهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ تَـوَّاباً رَح۪يماً • Vellezani ye'tiyaniha minkum fe azuhuma, fe in taba ve asleha fe a'rıdu anhuma. İnnallahe kane tevvaben rahima. • Meal: Sizden onu[1] yapan iki er kişiye de eziyet edin.[2] Eğer tevbe eder, kendilerini düzeltirlerse onları rahat bırakın.[3] Allah, Tevbeleri Kabul Eden'dir ve Rahmeti Kesintisiz Olan'dır. • Dipnot 1: Caydırıcı ceza verin. • Dipnot 2: Cezada kadın erkek arasındaki farklılık, cinsiyet ayrımcılığından dolayı değil; o günün koşullarında erkek, ailenin geçimini sağlamak için dışarıda çalışmak zorunda olduğundan ev hapsi uygulaması yerine caydırıcı ceza ile cezalandırılmıştır. • Dipnot 3: Homoseksüellik. • Kelime kelime: وَٱلَّذَانِ vellezani iki kişi · يَأْتِيَـٰنِهَا ye'tiyaniha fuhuş yaparsa · مِنكُمْ minkum içinizden · فَـَٔاذُوهُمَا ۖ fe azuhuma onlara eziyet edin · فَإِن fein eğer · تَابَا taba tevbe eder · وَأَصْلَحَا ve esleha ve uslanırlarsa · فَأَعْرِضُوا۟ feea'ridu artık vazgeçin · عَنْهُمَآ ۗ anhuma onlardan · إِنَّ inne çünkü · ٱللَّهَ llahe Allah · كَانَ kane · تَوَّابًۭا tevvaben tevbeleri çok kabul edendir · رَّحِيمًا rahimen çok esirgeyendir • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • اذي (Apy) kökü: O rahatsız edildi/sıkıldı/acı çekti, hoş olmayan şeyler yaşadı/deneyimledi, rahatsızlık durumu. • توب (twb) kökü: Dönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak. • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • عرض (ErD) kökü: Gerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • Nisa suresi 176 ayettir; bu 16. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).