Sana isabet eden iyilik Allah'tandır. Sana isabet eden kötülük kendindendir." Biz, seni, insanlara Resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.
Nisa 4:79مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولاًۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يداً • Ma esabeke min hasenetin fe minallah, ve ma esabeke min seyyietin fe min nefsike. Ve erselnake lin nasi resula. Ve kefa billahi şehida. • Meal: Sana isabet eden iyilik Allah'tandır. Sana isabet eden kötülük kendindendir.[1]" Biz, seni, insanlara Resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter. • Dipnot 1: İyiliği ve kötülüğü yaratan Allah'tır, ancak bunlardan dilediğini tercih eden insandır. Kendisine kötülük isabet eden kimse -yaptığı şey kötü olduğu için- kendisine kötülük isabet etmekte, dolayısıyla kötülük kendisine dayandırılmaktadır. • Kelime kelime: مَّآ ma şey · أَصَابَكَ esabeke sana gelen · مِنْ min her · حَسَنَةٍۢ hasenetin iyilik · فَمِنَ femine · ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'tandır · وَمَآ ve ma ve şey · أَصَابَكَ esabeke sana gelen · مِن min her · سَيِّئَةٍۢ seyyietin kötülük · فَمِن femin -ndendir · نَّفْسِكَ ۚ nefsike kendi(günahın yüzü) · وَأَرْسَلْنَـٰكَ ve erselnake ve seni gönderdik · لِلنَّاسِ linnasi insanlara · رَسُولًۭا ۚ rasulen elçi · وَكَفَىٰ ve kefa ve yeter · بِٱللَّهِ billahi Allah · شَهِيدًۭا şehiden şahid olarak • صوب (Swb) kökü: dökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun… • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • كفي (kfy) kökü: Yeterli olmak, yetmek. • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • Nisa suresi 176 ayettir; bu 79. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).