Akıl Kuran (akilkuran.com)

Fetih Suresi 11. Ayet Meali

Bedevi Araplardan geri kalanlar, sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile." diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?" Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Fetih 48:11 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bedevi Araplardan geri kalanlar, sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu.
Fetih 48:11
سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَراًّ اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعاًۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراً • Se yekulu lekel muhallefune minel a'rabi şegaletna emvaluna ve ehluna festagfir lena, yekulune bi elsinetihim ma leyse fi kulubihim, kul fe men yemliku lekum minallahi şey'en in erade bikum darren ev erade bikum nef'a, bel kanallahu bi ma ta'melune habira. • Meal: Bedevi Araplardan[1] geri kalanlar,[2] sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile." diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya yarar dilerse, buna kim engel olabilir?" Bilakis, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.[3] • Dipnot 1: Niçin sefere katılmadığınızı en iyi bilendir. • Dipnot 2: Savaş için sefere katılmayanlar. • Dipnot 3: Bedevi/göçebe Araplar'dan bazıları. • Kelime kelime: سَيَقُولُ seyekulu diyecekler ki · لَكَ leke sana · ٱلْمُخَلَّفُونَ l-muhallefune geri bırakılanlar · مِنَ mine -dan · ٱلْأَعْرَابِ l-ea'rabi Araplar- · شَغَلَتْنَآ şegaletna bizi alıkoydu · أَمْوَٰلُنَا emvaluna mallarımız · وَأَهْلُونَا ve ehluna ve çocuklarımız · فَٱسْتَغْفِرْ festegfir mağfiret dile · لَنَا ۚ lena bizim için · يَقُولُونَ yekulune onlar söylüyorlar · بِأَلْسِنَتِهِم bielsinetihim dilleriyle · مَّا ma bir şeyi · لَيْسَ leyse olmayan · فِى fi · قُلُوبِهِمْ ۚ kulubihim kalblerinde · قُلْ kul de ki · فَمَن femen kim? · يَمْلِكُ yemliku engel olabilir · لَكُم lekum sizin için · مِّنَ mine karşı · ٱللَّهِ llahi Allah'a · شَيْـًٔا şey'en herhangi bir şeyle · إِنْ in eğer · أَرَادَ erade istese · بِكُمْ bikum size · ضَرًّا derran bir zarar vermek · أَوْ ev yahut · أَرَادَ erade istese · بِكُمْ bikum size · نَفْعًۢا ۚ nef'an bir yarar vermek · بَلْ bel hayır · كَانَ kane · ٱللَّهُ llahu Allah · بِمَا bima olduklarınızı · تَعْمَلُونَ tea'melune yapıyor(lar) · خَبِيرًۢا habiran haber almaktadır • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • عرب (Erb) kökü: saf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak • شغل ($gl) kökü: Meşgul etmek, tutmak, meşguliyet - meslek, iş, istihdam • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • اهل (Ahl) kökü: sahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • لسن (lsn) kökü: Bir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma. • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • رود (rwd) kökü: aramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak… • ضرر (Drr) kökü: Zarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmek • نفع (nfE) kökü: Fayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • خبر (xbr) kökü: Bilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık. • Fetih suresi 29 ayettir; bu 11. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).