Akıl Kuran (akilkuran.com)

Maide Suresi 5. Ayet Meali

Bugün size, temiz şeyler helal kılındı. Ve Kitap verilenlerin yiyecekleri size, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. İman eden muhsenat kadınlar ve sizden önce kendilerine Kitap verilenlerin muhsenat kadınları; karşılıklarını vermeniz, iffetli olmanız, iffetsiz olmamanız ve gizli dost tutmamanız koşuluyla size helaldir. Kim imanı küfrederse yaptığı işler boşa gider ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.

Maide 5:5 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bugün size, temiz şeyler helal kılındı.
Maide 5:5
اَلْيَوْمَ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۜ وَطَعَامُ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْۖ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْۘ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ اِذَٓا اٰتَيْتُمُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ مُحْصِن۪ينَ غَيْرَ مُسَافِح۪ينَ وَلَا مُتَّخِذ۪ٓي اَخْدَانٍۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِالْا۪يمَانِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۘ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ۟ • El yevme uhılle lekumut tayyibat ve taamullezine utul kitabe hıllun lekum ve taamukum hıllun lehum vel muhsanatu minel mu'minati vel muhsanatu min ellezine utul kitabe min kablikum iza ateytumuhunne ucurehunne muhsınine gayra musafihine ve la muttehızi ehdan ve men yekfur bil imani fe kad habita ameluhu ve huve fil ahıreti minel hasirin. • Meal: Bugün size, temiz şeyler helal kılındı. Ve Kitap verilenlerin yiyecekleri size, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. İman eden muhsenat[1] kadınlar ve sizden önce kendilerine Kitap verilenlerin muhsenat kadınları; karşılıklarını[2] vermeniz, iffetli olmanız, iffetsiz olmamanız ve gizli dost tutmamanız koşuluyla size helaldir. Kim imanı küfrederse[3] yaptığı işler boşa gider ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur. • Dipnot 1: İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20). • Dipnot 2: Korunan: İffetini, edebini, namusunu, özgürlüğünü koruyan. Bir kadın; evlilik, özgür olmak ve iffetli olmakla korunmayı, sakınılmayı ve engel olunmayı sağlamaktadır. Muhsenat kelimesi, kök anlamı itibariyle saklamak, korumak, engel olmak demektir. Bu kelime, Arapça'da hür kadın, namuslu/iffetli kadın anlamlarına gelmektedir. Muhsenat, hür kadın anlamında (4:4; 4:25); iffet ve namus sahibi anlamında (21:91; 66:12.) ayetlerinde geçmektedir. • Dipnot 3: Mehirlerini. • Kelime kelime: ٱلْيَوْمَ el-yevme bugün · أُحِلَّ uhille helal kılındı · لَكُمُ lekumu size · ٱلطَّيِّبَـٰتُ ۖ t-tayyibatu iyi ve temiz şeyler · وَطَعَامُ ve taaamu ve yemeği · ٱلَّذِينَ ellezine kendilerine · أُوتُوا۟ utu verilenlerin · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap · حِلٌّۭ hillun helal · لَّكُمْ lekum size · وَطَعَامُكُمْ ve taaamukum sizin yemeğiniz de · حِلٌّۭ hillun helaldir · لَّهُمْ ۖ lehum onlara · وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ velmuhsanatu ve namuslu kadınlar · مِنَ mine -dan · ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ l-mu'minati inanan kadınlar- · وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ velmuhsanatu ve namuslu kadınlar · مِنَ mine · ٱلَّذِينَ ellezine kendilerine · أُوتُوا۟ utu verilenlerden · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap · مِن min · قَبْلِكُمْ kablikum sizden önce · إِذَآ iza zaman · ءَاتَيْتُمُوهُنَّ ateytumuhunne verdiğiniz · أُجُورَهُنَّ ucurahunne mehirlerini · مُحْصِنِينَ muhsinine iffetli kişiler olarak · غَيْرَ gayra · مُسَـٰفِحِينَ musafihine zinadan kaçınan · وَلَا ve la · مُتَّخِذِىٓ muttehizi ve tutmayan · أَخْدَانٍۢ ۗ ehdanin gizli dost · وَمَن ve men ve kim · يَكْفُرْ yekfur inkar ederse · بِٱلْإِيمَـٰنِ bil-imani imânı · فَقَدْ fekad muhakkak · حَبِطَ habita boşa çıkmıştır · عَمَلُهُۥ ameluhu onun ameli · وَهُوَ ve huve ve o · فِى fi · ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ahirati ahirette · مِنَ mine · ٱلْخَـٰسِرِينَ l-hasirine kaybedenlerdendir • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • حلل (Hll) kökü: Çözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek… • طيب (Tyb) kökü: İyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal. • طعم (TEm) kökü: Yemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • حصن (HSn) kökü: Korunmak, erişilemez/yaklaşılamaz olmak, iffetli olmak, güçlü bir şekilde tahkim edilmek, erişilmesi zor olmak, korunmak, (saldırıya karşı) korunmak, yasal ve uygun olmayan şeylerden kaçınmak, bir şeyi… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • اجر (Ajr) kökü: ödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, kar • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • سفح (sfH) kökü: Dökmek, akıtmak, kan dökmek, akan şey, dağın yamacı, eteği, yamaç • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • خدن (xdn) kökü: Arkadaş olmak, arkadaşlık etmek, gizlilik içinde birliktelik kurmak, sohbet etmek/konuşmak • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • حبط (HbT) kökü: Boşa gitmek, sonuçsuz kalmak, yok olmak, işe yaramamak, yararsız olmak, boşa çıkmak, etkisiz hale gelmek. Çok yemek yemek, çok yemekten veya sağlıksız yemekler yemekten dolayı karında şişkinlik veya ağrı oluşması… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • خسر (xsr) kökü: Kayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya… • Maide suresi 120 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).