İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık. Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak.
Tur 52:21وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِا۪يمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَٓا اَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَيْءٍۜ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَه۪ينٌ • Vellezine amenu vettebeathum zurriyyetuhum bi imanin elhakna bihim zurriyyetehum ve ma eletnahum min amelihim min şey'in, kullumriin bi ma kesebe rehinun. • Meal: İman eden, soyları da iman ederek kendilerine tabi olan kimselerin, soylarını da kendilerine kattık.[1] Ve onların yaptıklarından bir şey eksiltmedik. Herkes kendi yaptıklarının karşılığını alacak. • Dipnot 1: Cennet'i hak etmiş aile bireylerini, kan bağı mensuplarını Cennet'te bir araya getireceğiz. • Kelime kelime: وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler · ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) · وَٱتَّبَعَتْهُمْ vettebeathum ve kendilerine uyanlar · ذُرِّيَّتُهُم zurriyyetuhum zürriyetleri de · بِإِيمَـٰنٍ biimanin imanda · أَلْحَقْنَا elhakna kattık · بِهِمْ bihim kendilerine · ذُرِّيَّتَهُمْ zurriyyetehum zürriyetlerini · وَمَآ ve ma ve · أَلَتْنَـٰهُم eletnahum eksiltmedik · مِّنْ min -nden · عَمَلِهِم amelihim kendi amelleri- · مِّن min hiçbir · شَىْءٍۢ ۚ şey'in şey · كُلُّ kullu her · ٱمْرِئٍۭ mriin kişi · بِمَا bima şeye · كَسَبَ kesebe kendi kazandığı · رَهِينٌۭ rahinun bağlıdır • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • ذرر (prr) kökü: Saçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek. • لحق (lHq) kökü: Geçmek, ulaşmak, elde etmek, yakalamak, yarılmak, birleşmek, eşit duruma gelmek veya kendini eşit duruma getirmek, takip etmek, bağlanmak, uyumlu olmak. • الت (Alt) kökü: Azalmak, azaltmak, eksilmek • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • مرا (mrA) kökü: Acı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadın • كسب (ksb) kökü: Kazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir. • رهن (rhn) kökü: Rehin vermek, taahhüt etmek, sorumlu olmak, son olmak, devam etmek/sürmek/dayanmak/kalmak, kalıcı/sabit/istikrarlı/değişmez/sağlam, bir yere yerleşmek, kurulmak, sabit kalmak veya durmak, mülkü ipotek etmek, peşin… • Tur suresi 49 ayettir; bu 21. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).