Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enam Suresi 17. Ayet Meali

Eğer Allah, sana bir sıkıntı verirse onu Kendi'sinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir iyilik verirse kuşkusuz Her Şeye Kadir Olan O'dur.

Enam 6:17 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Eğer Allah, sana bir sıkıntı verirse onu Kendi'sinden başka giderecek yoktur.
Enam 6:17
وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۜ وَاِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ • Ve in yemseskellahu bi durrin fe la kaşife lehu illa huve, ve in yemseske bi hayrın fe huve ala kulli şey'in kadir. • Meal: Eğer Allah, sana bir sıkıntı verirse onu Kendi'sinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir iyilik verirse kuşkusuz Her Şeye Kadir Olan O'dur. • Kelime kelime: وَإِن ve in ve eğer · يَمْسَسْكَ yemseske sana dokundursa · ٱللَّهُ llahu Allah · بِضُرٍّۢ bidurrin bir zarar · فَلَا fela yoktur · كَاشِفَ kaşife açacak · لَهُۥٓ lehu onu · إِلَّا illa başka · هُوَ ۖ huve kendisinden · وَإِن ve in ve eğer · يَمْسَسْكَ yemseske sana dokundursa · بِخَيْرٍۢ bihayrin bir hayır · فَهُوَ fehuve kuşkusuz O · عَلَىٰ ala · كُلِّ kulli her · شَىْءٍۢ şey'in şeyi · قَدِيرٌۭ kadirun yapabilendir • مسس (mss) kökü: Elle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak. • ضرر (Drr) kökü: Zarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmek • كشف (k$f) kökü: Çekmek, uzaklaştırmak, çıkarmak, açmak, ortaya çıkarmak, temel oluşturmak, örtüsünü kaldırmak. • خير (xyr) kökü: İyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • قدر (qdr) kökü: ölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış • Enam suresi 165 ayettir; bu 17. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).