Siz ikiniz Allah'a tevbe etmelisiniz. Çünkü ikinizin de kalbi yanlış düşüncelere yöneldi. Eğer ona karşı dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz Allah ona mevladır. Cibril ve iman edenlerin salihleri ve bunlardan başka melekler de onun yanındadırlar.
Tahrim 66:4اِنْ تَتُوبَٓا اِلَى اللّٰهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَاۚ وَاِنْ تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ مَوْلٰيهُ وَجِبْر۪يلُ وَصَالِـحُ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذٰلِكَ ظَه۪يرٌ • İn tetuba ilallahi fe kad sagat kulubukuma, ve in tezahera aleyhi fe innallahe huve mevlahu ve cibrilu ve salihul mu'minin, vel melaiketu ba'de zalike zahir. • Meal: Siz ikiniz Allah'a tevbe etmelisiniz. Çünkü ikinizin de kalbi yanlış düşüncelere yöneldi. Eğer ona karşı dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz Allah ona mevladır.[1] Cibril[2] ve iman edenlerin salihleri[3] ve bunlardan başka melekler de onun yanındadırlar. • Dipnot 1: Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren. • Dipnot 2: Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin. • Dipnot 3: 2:97. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: إِن in eğer · تَتُوبَآ tetuba ikiniz tevbe ederseniz · إِلَى ila · ٱللَّهِ llahi Allah'a · فَقَدْ fekad dolayı · صَغَتْ sagat sapmış olmasından · قُلُوبُكُمَا ۖ kulubukuma kalblerinizin · وَإِن vein ve eğer · تَظَـٰهَرَا tezahera birbirinize arka olursanız · عَلَيْهِ aleyhi ona karşı · فَإِنَّ feinne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah'tır · هُوَ huve O · مَوْلَىٰهُ mevlahu onun koruyucusu · وَجِبْرِيلُ ve cibrilu ve Cibril'dir · وَصَـٰلِحُ ve salihu ve iyileridir · ٱلْمُؤْمِنِينَ ۖ l-mu'minine mü'minlerin · وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ velmelaiketu ve melekler · بَعْدَ bea'de sonra · ذَٰلِكَ zalike bundan · ظَهِيرٌ zehirun ona arkadır • توب (twb) kökü: Dönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak. • صغو (Sgw) kökü: Kulak veya yüzün bir tarafa eğilmesi, meyletmek, yönelmek, eğilmek, teveccüh etmek, dinlemek • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • ظهر (Zhr) kökü: Görünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmak • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • Tahrim suresi 12 ayettir; bu 4. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).