Ant olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar için asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık.
Mülk 67:5وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُوماً لِلشَّيَاط۪ينِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّع۪يرِ • Ve lekad zeyyennes semaed dunya bi mesabiha ve cealnaha rucumen liş şeyatini ve a'tedna lehum azabes sair. • Meal: Ant olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar[1] için asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık. • Dipnot 1: Aldatıcılar için. Aldatıcılardan olan kahinler, falcılar; yıldızları kullanarak uydurdukları yalanlarla insanları aldatmaktadırlar. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun · زَيَّنَّا zeyyenna biz donattık · ٱلسَّمَآءَ s-semae göğü · ٱلدُّنْيَا d-dunya en yakın · بِمَصَـٰبِيحَ bimesabiha lambalarla · وَجَعَلْنَـٰهَا ve cealnaha ve onları yaptık · رُجُومًۭا rucumen taşlamalar · لِّلشَّيَـٰطِينِ ۖ lişşeyatini şeytanlar için · وَأَعْتَدْنَا ve ea'tedna ve hazırladık · لَهُمْ lehum onlara · عَذَابَ azabe azabı · ٱلسَّعِيرِ s-seiyri çılgın ateş • زين (zyn) kökü: Süslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • صبح (SbH) kökü: Sabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • رجم (rjm) kökü: Taşlamak, taş atmak, taşlayarak öldürmek, lanetlemek, sövmek, kovmak, (mezara) taş koymak, tahmine dayalı konuşmak, tahminler yapmak, tahmin etmek, öngörmek, ayaklarla yere vurma eylemi. Rajmun - tahmin, tahmine dayalı… • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • عتد (Etd) kökü: Hazır olmak, hazırlanmak, el altında bulunmak, gelecek için bir şey tedarik etmek. • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • سعر (sEr) kökü: Ateş yakmak, tutuşturmak, alevlendirmek, kızıştırmak, çılgına çevirmek, kudurtmak, fiyatlandırmak, fiyat belirlemek, narh koymak • Mülk suresi 30 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).