Ey ademoğulları! Şeytan kötülüklerini onlara göstermek için, libaslarını soyarak, ana babanızı cennetten çıkardığı gibi sizi de bir fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlere evliya kıldık.
Araf 7:27يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَٓا اَخْرَجَ اَبَوَيْكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ يَنْزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْاٰتِهِمَاۜ اِنَّهُ يَرٰيكُمْ هُوَ وَقَب۪يلُهُ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْۜ اِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاط۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ • Ya beni ademe la yeftinennekumuş şeytanu kema ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhuma libasehuma li yuriyehuma sev'atihima innehu yerakum huve ve kabiluhu min haysu la terevnehum inna cealneş şeyatine evliyae lillezine la yu'minun. • Meal: Ey ademoğulları![1] Şeytan kötülüklerini onlara göstermek için, libaslarını[2] soyarak[2], ana babanızı cennetten[3] çıkardığı gibi sizi de bir fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlere evliya[4] kıldık. • Dipnot 1: Bkz. 7:3. ayetin dipnotu. • Dipnot 2: Takva elbiselerini. İnsanın dünyaya tamamıyla yönelme, mal edinme hırsı, egonun, güçlü olma tutkusu ve bencilliğinin ortaya çıkması için takvadan uzaklaşması, takva elbiselerini çıkarması gerekir. Buradaki elbise ile kast edilen şey bedeni örtmek için giyilen elbise değildir. Örneğin libas, takva elbisesi, 7:26; açlık ve korku elbisesi, 16:112; gecenin elbise olması, 78:10. • Dipnot 3: Ey insanlar. • Dipnot 4: Bağlık, bahçelik, huzur dolu mükemmel yaşam ortamı. • Kelime kelime: يَـٰبَنِىٓ ya beni oğulları · ءَادَمَ ademe Adem · لَا la · يَفْتِنَنَّكُمُ yeftinennekumu sizi bir belaya düşürmesin · ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytan · كَمَآ kema gibi · أَخْرَجَ ehrace çıkardığı · أَبَوَيْكُم ebeveykum ana babanızı · مِّنَ mine -ten · ٱلْجَنَّةِ l-cenneti cennet- · يَنزِعُ yenziu soyarak · عَنْهُمَا anhuma onların · لِبَاسَهُمَا libasehuma elbiselerini · لِيُرِيَهُمَا liyuriyehuma onlara göstermek için · سَوْءَٰتِهِمَآ ۗ sev'atihima çirkin yerlerini · إِنَّهُۥ innehu muhakkak · يَرَىٰكُمْ yerakum sizi görürler · هُوَ huve o · وَقَبِيلُهُۥ ve kabiluhu ve kabilesi · مِنْ min · حَيْثُ haysu yerden · لَا la · تَرَوْنَهُمْ ۗ teravnehum sizin onları göremeyeceğiniz · إِنَّا inna muhakkak · جَعَلْنَا cealna biz yaptık · ٱلشَّيَـٰطِينَ ş-şeyatine şeytanları · أَوْلِيَآءَ evliya'e dostları · لِلَّذِينَ lillezine kimselerin · لَا la inanmayan(ların) · يُؤْمِنُونَ yu'minune zaman • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • فتن (ftn) kökü: Denemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük… • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • نزع (nzE) kökü: Çekmek, almak, koparmak, çıkarmak, kapıp götürmek, kaldırmak, soymak, koparmak, çıkarmak, geri çekmek, sertçe çekmek, görevini yerine getirmek, özlem duymak, üst düzey yetkilileri görevden almak, benzemek, güçlü bir… • لبس (lbs) kökü: Giymek/örtmek, giysi giymek, giyinmek, sarmak, gizlemek, uygun olmak, saklamak/kamufle etmek, giyilen şey. • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • حيث (Hyv) kökü: Her yerde, nerede • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • Araf suresi 206 ayettir; bu 27. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).