Akıl Kuran (akilkuran.com)

Araf Suresi 28. Ayet Meali

Onlar bir fuhuş yaptıkları zaman, "Atalarımızdan böyle gördük ve Allah bize böyle emretti." derler. De ki: "Allah fuhşu emretmez. Hakkında bilginiz olmayan şeyleri mi Allah'a yakıştırıyorsunuz?"

Araf 7:28 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlar bir fuhuş yaptıkları zaman, "Atalarımızdan böyle gördük ve Allah bize böyle emretti." derler.
Araf 7:28
وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَٓا اٰبَٓاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ • Ve iza faalu fahişeten kalu vecedna aleyha abaena vallahu emerena biha kul innallahe la ye'muru bil fahşa, e tekulune alallahi ma la ta'lemun. • Meal: Onlar bir fuhuş[1] yaptıkları zaman, "Atalarımızdan böyle gördük ve Allah bize böyle emretti." derler. De ki: "Allah fuhşu emretmez. Hakkında bilginiz olmayan şeyleri mi Allah'a yakıştırıyorsunuz?" • Dipnot 1: Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik. • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza ve zaman · فَعَلُوا۟ fealu onlar yaptıkları · فَـٰحِشَةًۭ fahişeten bir kötülük · قَالُوا۟ kalu dediler · وَجَدْنَا vecedna bulduk · عَلَيْهَآ aleyha bu (yolda) · ءَابَآءَنَا aba'ena babalarımızı · وَٱللَّهُ vallahu Allah · أَمَرَنَا emerana bize emretti · بِهَا ۗ biha bunu · قُلْ kul de · إِنَّ inne muhakkak · ٱللَّهَ llahe Allah · لَا la · يَأْمُرُ ye'muru emretmez · بِٱلْفَحْشَآءِ ۖ bil-fehşa'i kötülüğü · أَتَقُولُونَ etekulune mi söylüyorsunuz? · عَلَى ala karşı · ٱللَّهِ llahi Allah'a · مَا ma şeyleri · لَا la · تَعْلَمُونَ tea'lemune bilmediğiniz • فعل (fEl) kökü: bir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum • فحش (fH$) kökü: Aşırı/ölçüsüz/muazzam/fahiş/gereğinden fazla/ölçüsüz olmak, iğrenç/kötü/şer/yakışıksız/ahlaksızlık/iğrenç, müstehcen/kaba/açık saçık, yasak olan aşırılığı işlemek, sınırları/limitleri aşmak, açgözlü, zina/fuhuş. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • وجد (wjd) kökü: kaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Araf suresi 206 ayettir; bu 28. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).