Kafirler birbirlerinin evliyasıdır. Eğer siz de bunu yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve büyük kargaşa olur.
Enfal 8:73وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ اِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْاَرْضِ وَفَسَادٌ كَب۪يرٌۜ • Vellezine keferu ba'duhum evliyau ba'd, illa tef'aluhu tekun fitnetun fil ardı ve fesadun kebir. • Meal: Kafirler birbirlerinin evliyasıdır.[1] Eğer siz de bunu yapmazsanız[2], yeryüzünde fitne[3] ve büyük kargaşa olur. • Dipnot 1: Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir. • Dipnot 2: Siz de birbirinizin evliyaları olmazsanız. • Dipnot 3: Baskı ve zulüm. • Kelime kelime: وَٱلَّذِينَ vellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · بَعْضُهُمْ bea'duhum bazıları · أَوْلِيَآءُ evliya'u velisidirler · بَعْضٍ ۚ bea'din diğerlerinin · إِلَّا illa · تَفْعَلُوهُ tef'aluhu eğer bunu yapmazsanız · تَكُن tekun olur · فِتْنَةٌۭ fitnetun fitne · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · وَفَسَادٌۭ ve fesadun ve bir kargaşa · كَبِيرٌۭ kebirun büyük • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • فعل (fEl) kökü: bir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • فتن (ftn) kökü: Denemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • فسد (fsd) kökü: yozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet. • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • Enfal suresi 75 ayettir; bu 73. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).