Onu yutmaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecekler. Her yanından kendilerine ölüm geldiği halde yine de ölemeyecekler. Ardından da daha ağır bir azap tadacaklar.
İbrahim 14:17يَتَجَرَّعُهُ وَلَا يَكَادُ يُس۪يغُهُ وَيَأْت۪يهِ الْمَوْتُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍۜ وَمِنْ وَرَٓائِه۪ عَذَابٌ غَل۪يظٌ • Yetecerreuhu ve la yekadu yusiguhu ve ye'tihil mevtu min kulli mekanin ve ma huve bi meyyit, ve min veraihi azabun galiz. • Meal: Onu yutmaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecekler. Her yanından kendilerine ölüm geldiği halde yine de ölemeyecekler. Ardından da daha ağır bir azap tadacaklar. • Kelime kelime: يَتَجَرَّعُهُۥ yetecerrauhu onu yutmağa çalışır · وَلَا vela fakat · يَكَادُ yekadu geçiremez · يُسِيغُهُۥ yusiguhu boğazından · وَيَأْتِيهِ ve ye'tihi ve ona geldiği halde · ٱلْمَوْتُ l-mevtu ölüm · مِن min · كُلِّ kulli her · مَكَانٍۢ mekanin yandan · وَمَا vema ve yine · هُوَ huve o · بِمَيِّتٍۢ ۖ bimeyyitin ölemez · وَمِن ve min · وَرَآئِهِۦ veraihi bunun ardından · عَذَابٌ azabun bir azab · غَلِيظٌۭ galizun kaba • جرع (jrE) kökü: Yutmak, (suyu) bir defada içmek, yavaş yavaş içmek, öfke veya gazabı bastırmak ya da dizginlemek. • كود (kwd) kökü: neredeyse, az daha (?) • سوغ (swg) kökü: Güzel ve hoş gelmek, Uygun olmak, Makul olmak, Meşru olmak, Caiz olmak, İzin vermek, Müsaade etmek • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • وري (wry) kökü: Ateş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi. • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • غلظ (glZ) kökü: Kalın, kaba, hantal, kaba, pürüzlü, sertlik/katılık, güç, ciddi, şiddet, sert • İbrahim suresi 52 ayettir; bu 17. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).