O su ile sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyveden bitiriyor. Kuşkusuz, düşünen bir halk için elbette bir ayet vardır.
Nahl 16:11يُنْبِتُ لَكُمْ بِهِ الزَّرْعَ وَالزَّيْتُونَ وَالنَّخ۪يلَ وَالْاَعْنَابَ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ • Yunbitu lekum bihiz zer'a vez zeytune ven nahile vel a'nabe ve min kullis semerat, inne fi zalike le ayeten li kavmin yetefekkerun. • Meal: O su ile sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyveden bitiriyor. Kuşkusuz, düşünen bir halk için elbette bir ayet[1] vardır. • Dipnot 1: Gösterge, kanıt. • Kelime kelime: يُنۢبِتُ yunbitu bitirmektedir · لَكُم lekum size · بِهِ bihi onunla · ٱلزَّرْعَ z-zer'a ekinler · وَٱلزَّيْتُونَ ve zzeytune ve zeytin · وَٱلنَّخِيلَ ve nnehile ve hurma · وَٱلْأَعْنَـٰبَ vel'ea'nabe ve üzümler · وَمِن ve min ve · كُلِّ kulli her çeşitten · ٱلثَّمَرَٰتِ ۗ s-semerati meyvalar · إِنَّ inne şüphesiz · فِى fi · ذَٰلِكَ zalike bunda · لَـَٔايَةًۭ layeten ibret vardır · لِّقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için · يَتَفَكَّرُونَ yetefekkerune düşünen • نبت (nbt) kökü: Üretmek (ağaç), filizlenmek, büyümek, filiz vermek (bitki), büyümek (çocuk). Nawaabit - insan veya hayvanların yavruları. • زرع (zrE) kökü: Tohum ekmek, tohum serpmek, toprağı işlemek, [bitkilerin, çocukların] büyümesini sağlamak, artış vermek, eken kişi, hasat eder, ekim yoluyla yetiştirilen şey, tohum ürünü, ekilen şey. (Soy, evlat, çocuklar, bir çocuk) • زيت (zyt) kökü: Yağ, zeytinyağı, zeytin ağacı. • نخل (nxl) kökü: Elemek, aşağı göndermek, kar yağmak, çiselemek, bulutlanmak, seçmek, en iyisini seçip almak. Nakhal lahuu alnasiihaten - içten/samimi tavsiye vermek. • عنب (Enb) kökü: Üzüm üretmek, üzüm. • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • ثمر (vmr) kökü: Meyve vermek, verimli olmak, zenginleşmek, artmak veya çoğalmak, bir şeyden daha fazla kazanmak. Meyve, servet, mal mülk, kâr, gelir. • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • فكر (fkr) kökü: Düşündü, net bir bilgi edinmek için değerlendirdi, zihinsel olarak inceledi, zihni kullandı, derin düşünce içinde oldu, üzerinde düşündü. • Nahl suresi 128 ayettir; bu 11. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).