Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.
İsra 17:76وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَاِذاً لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَل۪يلاً • Ve in kadu le yestefizzuneke minel ardı li yuhricuke minha ve izen la yelbesune hilafeke illa kalila. • Meal: Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi. • Kelime kelime: وَإِن ve in ve · كَادُوا۟ kadu neredeyse · لَيَسْتَفِزُّونَكَ leyestefizzuneke seni tedirgin edeceklerdi · مِنَ mine · ٱلْأَرْضِ l-erdi yurdundan · لِيُخْرِجُوكَ liyuhricuke çıkarmak için · مِنْهَا ۖ minha oradan · وَإِذًۭا veizen o takdirde · لَّا la · يَلْبَثُونَ yelbesune kalamazlar · خِلَـٰفَكَ hilafeke senin ardından · إِلَّا illa ancak · قَلِيلًۭا kalilen pek az • كود (kwd) kökü: neredeyse, az daha (?) • فزز (fzz) kökü: Uzaklaştırmak, kışkırtmak, kovmak, huzursuz etmek, korkutup kaçırmak, uzaklaştırmak, ürküttürmek. İstafazza (fiil 10) - heyecanlandırmak, aktif hale getirmek, aldatmak, huzursuz etmek, uzaklaştırmak, kovmak, yıkıma… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • لبث (lbv) kökü: Geciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak. • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • قلل (qll) kökü: Az sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek. • İsra suresi 111 ayettir; bu 76. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).