Onlara, rahmet edip sıkıntılarını gidersek, yine de azgınlıklarına devam ederler.
Müminun 23:75وَلَوْ رَحِمْنَاهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِمْ مِنْ ضُرٍّ لَلَجُّوا ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ • Ve lev rahımnahum ve keşefna ma bihim min durrin le leccu fi tugyanihim ya'mehun. • Meal: Onlara, rahmet edip sıkıntılarını gidersek, yine de azgınlıklarına devam ederler. • Kelime kelime: وَلَوْ velev ve eğer · رَحِمْنَـٰهُمْ rahimnahum biz onlara acısaydık · وَكَشَفْنَا ve keşefna ve kaldırsaydık · مَا ma olanı · بِهِم bihim kendilerinde · مِّن min -dan · ضُرٍّۢ durrin sıkıntı- · لَّلَجُّوا۟ leleccu yine devam ederlerdi · فِى fi · طُغْيَـٰنِهِمْ tugyanihim azgınlıklarında · يَعْمَهُونَ yea'mehune bocalamaya • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • كشف (k$f) kökü: Çekmek, uzaklaştırmak, çıkarmak, açmak, ortaya çıkarmak, temel oluşturmak, örtüsünü kaldırmak. • ضرر (Drr) kökü: Zarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmek • لجج (ljj) kökü: Sınırı aşmak, inatla devam etmek, sebat etmek, bir şey üzerinde ısrar etmek, şikayetçi olmak, muhalefet/çekişme/dava/tartışma içinde devam etmek. • طغي (Tgy) kökü: aşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık… • عمه (Emh) kökü: şaşkın/şaşırmış/afallamış/perişan/karıştırmış olmak, körü körüne dolaşmak, sağa sola sendelemek, doğru yolu bulmada güçlük çekmek, zihinsel körlük • Müminun suresi 118 ayettir; bu 75. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).