Kesin söz vermelerinden dolayı Tur'u üzerlerine yükseltmiştik. Onlara, "Kapıdan secde ederek girin." dedik. Yine onlara, "Cumartesi'nde haddi aşmayın." dedik. Biz, onlardan kesin söz aldık.
Nisa 4:154وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِم۪يثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّداً وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقاً غَل۪يظاً • Ve rafa'na fevkahumut tura bi misakıhim ve kulna lehumudhulul babe succeden ve kulna lehum la ta'du fis sebti ve ehazna minhum misakan galiza. • Meal: Kesin söz vermelerinden dolayı Tur'u üzerlerine yükseltmiştik. Onlara, "Kapıdan secde ederek[1] girin." dedik. Yine onlara, "Cumartesi'nde haddi aşmayın." dedik. Biz, onlardan kesin söz aldık. • Dipnot 1: Saygı göstererek. • Kelime kelime: وَرَفَعْنَا ve rafea'na ve kaldırdık · فَوْقَهُمُ fevkahumu üzerlerine · ٱلطُّورَ t-tura Tur'u · بِمِيثَـٰقِهِمْ bimisakihim söz vermeleri için · وَقُلْنَا ve kulna ve dedik · لَهُمُ lehumu onlara · ٱدْخُلُوا۟ dhulu girin · ٱلْبَابَ l-babe kapıdan · سُجَّدًۭا succeden secde ederek · وَقُلْنَا ve kulna ve dedik · لَهُمْ lehum onlara · لَا la · تَعْدُوا۟ tea'du çiğnemeyin · فِى fi · ٱلسَّبْتِ s-sebti cumartesi(yasakları)nı · وَأَخَذْنَا ve ehazna ve aldık · مِنْهُم minhum onlardan · مِّيثَـٰقًا misakan bir söz · غَلِيظًۭا galizen sağlam • رفع (rfE) kökü: Yükseltmek, yukarı kaldırmak, yüceltmek, övmek, yukarı almak, kaldırmak/vinçle çekmek, yüceltmek, Kha-Fa-Daad'ın zıttı [56:3], dikmek, yüksek/görkemli yapmak, alıp taşımak, görünür kılmak, yüceltmek, ilerletmek, bir… • فوق (fwq) kökü: Rütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki… • طور (Twr) kökü: Etrafında dolaşmak veya dönmek, yaklaşmak, zaman veya bir kere, tekrarlanan zamanlar, miktar/ölçü/kapsam/sınır, görünüş/biçim/eğilim, hareket tarzı, tarz, tür/sınıf, aşama/durum, Sina Dağı, Zeytin Dağı, diğer birkaç… • وثق (wvq) kökü: Birine güvenmek, dayanmak, bağlanmak. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • بوب (bwb) kökü: kapı, giriş yeri, tarz/şekil • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • سبت (sbt) kökü: Dinlenmek, uzaklaşmak, kesmek, koparmak, tıraş etmek, derin uykuya dalmak • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • غلظ (glZ) kökü: Kalın, kaba, hantal, kaba, pürüzlü, sertlik/katılık, güç, ciddi, şiddet, sert • Nisa suresi 176 ayettir; bu 154. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).