Kim böyle bir günde, savaşmak için bir cepheye çekilmek amacıyla veya başka bir birliğe katılmanın dışında, düşmana arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.
Enfal 8:16وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفاً لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزاً اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ • Ve men yuvellihim yevmeizin duburehu illa muteharrifen li kıtalin ev mutehayyizen ila fietin fe kad bae bi gadabin minallahi ve me'vahu cehennem, ve bi'sel masir. • Meal: Kim böyle bir günde, savaşmak için bir cepheye çekilmek amacıyla veya başka bir birliğe katılmanın dışında, düşmana arkasını dönerse, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir. • Kelime kelime: وَمَن ve men ve kim · يُوَلِّهِمْ yuvellihim döner(kaçar)sa · يَوْمَئِذٍۢ yevmeizin o gün · دُبُرَهُۥٓ duburahu arkasını · إِلَّا illa dışında · مُتَحَرِّفًۭا muteharrifen bir tarafa çekilmek · لِّقِتَالٍ likitalin savaşmak için · أَوْ ev ya da · مُتَحَيِّزًا mutehayyizen katılmak · إِلَىٰ ila · فِئَةٍۢ fietin (başka) bir birliğe · فَقَدْ fekad muhakkak · بَآءَ ba'e uğrar · بِغَضَبٍۢ bigadebin bir gazaba · مِّنَ mine -tan · ٱللَّهِ llahi Allah- · وَمَأْوَىٰهُ ve me'vahu ve onun yeri · جَهَنَّمُ ۖ cehennemu cehennemdir · وَبِئْسَ vebi'se ve o ne kötü · ٱلْمَصِيرُ l-mesiru varılacak bir yerdir • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • دبر (dbr) kökü: Arkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek. • حرف (Hrf) kökü: Bozmak, yerinden çıkarmak, değiştirmek, uzaklaştırmak, atmak, değiştirmek, kurcalamak. Bir şeyi doğru yolundan veya tarzından çevirmek, bir kelimeyi yanlış yazmak, kişinin ailesi veya evi için geçim sağlamak veya… • قتل (qtl) kökü: öldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül… • حوز (Hwz) kökü: Kendine toplamak, bir şeye doğru toplanmak, bir yere çekilmek, bir şeye yönelmek, bir şeyin mülkiyetini veya kullanımını almak/elde etmek/sahip olmak/edinmek, bir şeyi kavramak/kapsamak/kucaklamak, bir şeyi alıp… • فاي (fAy) kökü: Gölgelik, Örtü, Koruyucu tente, Korunacak yer, Sığınılacak yer, Barınak • بوا (bwA) kökü: Geri döndü, geri geldi/gitti, üzerine aldı/taşıdı, yüklendi/yük altına girdi, bunun ikamet yeri oldu, sorumlu/hesap verebilir/mesul oldu, eşit/benzer, denk/eş, dinlendi/kaldı, onu bir konuta yerleştirdi, mubawwa: bir… • غضب (gDb) kökü: öfke/gazap/sertlik, hoşnutsuzluk, kızgınlık, çabuk sinirlenen, tutku, yoğun/derin kızarıklık • اوي (Awy) kökü: Sığınmak, barınmak veya dinlenmek için bir yere gitmek, başvurmak, konaklamak, misafir etmek, konukseverlik göstermek için hamza eklenerek ve mükemmel şekilde ikiye katlanan bir fiil. • باس (bAs) kökü: Güçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlık • صير (Syr) kökü: Gitmek, olmak, yönelmek. Gidiş, yolculuk, ayrılış. Geri çekilmek, sonuçlanmak, neticeye varmak. • Enfal suresi 75 ayettir; bu 16. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).