Akıl Kuran (akilkuran.com)

Sebe Suresi 12. Ayet Meali

Sabahleyin bir aylık yol gitmeyi, akşamleyin bir aylık yoldan geri dönmeyi sağlayan rüzgar, Süleyman içindi. Ve erimiş bakırı kaynağından ona akıttık. Ve cinnlerden, Rabb'inin izni ile onun elinin altında çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden çıkacak olsa, ona alevli ateşin azabından tattırdık.

Sebe 34:12 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sabahleyin bir aylık yol gitmeyi, akşamleyin bir aylık yoldan geri dönmeyi sağlayan rüzgar, Süleyman içindi.
Sebe 34:12
وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌۚ وَاَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِۜ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۜ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ اَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّع۪يرِ • Ve li suleymaner riha guduvvuha şehrun ve revahuha şehr, ve eselna lehu aynel kıtr, ve minel cinni men ya'melu beyne yedeyhi bi izni rabbih, ve men yezıg minhum an emrina nuzıkhu min azabis sair. • Meal: Sabahleyin bir aylık yol gitmeyi, akşamleyin bir aylık yoldan geri dönmeyi sağlayan rüzgar,[1] Süleyman içindi. Ve erimiş bakırı kaynağından ona akıttık. Ve cinnlerden,[2] Rabb'inin izni ile onun elinin altında çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden çıkacak olsa, ona alevli ateşin azabından tattırdık. • Dipnot 1: Yabancı beldeden olan kimseler. Kur'an, cinn ismini, ontolojik varlık olan ve dumansız ateşten yaratılan "cinn" için kullanmanın yanı sıra, yabancı olan, yabancı yerleşim yerlerinde yaşayan, tanıdık olmayan "insanların tamamını kast etmek" için de kullanmaktadır (46:29). • Dipnot 2: Bir ay sürecek mesafeyi rüzgarın sayesinde bir günde almayı sağladık. • Kelime kelime: وَلِسُلَيْمَـٰنَ velisuleymane ve Süleyman'a · ٱلرِّيحَ r-riha rüzgarı · غُدُوُّهَا guduvvuha sabah gidişi · شَهْرٌۭ şehrun bir ay(lık mesafe) · وَرَوَاحُهَا ve ravahuha ve akşam dönüşü · شَهْرٌۭ ۖ şehrun bir ay(lık mesafe) · وَأَسَلْنَا ve eselna ve akıttık · لَهُۥ lehu onun için · عَيْنَ ayne kaynağını · ٱلْقِطْرِ ۖ l-kitri katran · وَمِنَ ve mine ve bir kısmı · ٱلْجِنِّ l-cinni cinlerin · مَن men ki · يَعْمَلُ yea'melu çalışırdı · بَيْنَ beyne onun önünde · يَدَيْهِ yedeyhi onun önünde · بِإِذْنِ biizni izniyle · رَبِّهِۦ ۖ rabbihi Rabbinin · وَمَن ve men ve kim · يَزِغْ yezig sapsa · مِنْهُمْ minhum onlardan · عَنْ an -dan · أَمْرِنَا emrina buyruğumuz- · نُذِقْهُ nuzikhu ona taddırırdık · مِنْ min · عَذَابِ azabi azabı · ٱلسَّعِيرِ s-seiyri alevli • روح (rwH) kökü: Ruh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz • غدو (gdw) kökü: Sabahın erken vakti, yarın, sabah, sabah namazı ile güneşin doğuşu arasındaki zaman, günün ilk bölümü • شهر ($hr) kökü: Dikkat çekici/tanınır/belirgin/kamusal/kötü şöhretli yapmak (iyi veya kötü anlamda), bir aylığına kiralamak/sözleşme yapmak, bir ay kalmak, bir aylık, ay, yeni ay, dolunay, yazarını utandıran kötü bir şey, kusur/hata… • سيل (syl) kökü: Sel, akıntı, nehir, akmak, dökülmek, çağlamak, akın etmek, akıp gitmek • عين (Eyn) kökü: Göze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin… • قطر (qTr) kökü: Damlamak, damıtmak (sıvı). Taqattara - yana düşmek. Taqatara - yan yana yürümek. Aqtar (qutrun'un çoğulu) - taraflar, bölgeler. Qitran - erimiş bakır, sıvı zift. • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • زيغ (zyg) kökü: Geri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan. • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • سعر (sEr) kökü: Ateş yakmak, tutuşturmak, alevlendirmek, kızıştırmak, çılgına çevirmek, kudurtmak, fiyatlandırmak, fiyat belirlemek, narh koymak • Sebe suresi 54 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).